mustep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mustep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2014 Cumartesi

Artık bambaşka işler yapıyorum :)

Danışanlarımın yorumlarından yola çıkarak diyebilirim ki klasik bir kişilik de değilim, klasik bir koç da değilim.
Bugüne kadarki çalışmalarımın bir kısmını paylaştığım mustep.com yayınına devam ediyor, ayrıca blogumu da oraya taşıdım.

Üzerine yoğunlaştığım çalışmalarımı ise yine nasildahaiyiyaparim.com linkinde paylaşıyorum. Peki artık ne yapıyorum? Kriz çözücülük. Kendi geliştirdiğim koçluk tekniklerimi, örgütsel psikoloji ve yepyeni bazı tekniklerle harmanladım.

İçinden çıkılamayan sorunlar, sık tekrar eden sorunlar, çözülemeyeceğine inanılan sorunlara yönelik anjiyo yaparcasına çözüm getiriyoruz karar alıcılarla birlikte. Yönetmelik, kanunlar, çeşitli mantıklı ya da mantıksız kısıtlar sebebiyle imkansız engellerle karşılaşıyorsak, by-pass modeli geliştiriyoruz. Dolayısıyla kurumsal kardiyoloji sizi çözüme ulaştırıyor.

Önünüzde bir sorun varsa, hele ki çöpe atacak zamanınız da paranız yoksa, klişe yollara başvurarak savurmak istemezsiniz değil mi? Kurumsal kardiyoloji, size sıkıntınızın en derinini çözmeniz için fırsat veriyor.

Bu sayede 2014 yılbaşından bu yana milyonlarca liralık tasarruf sağladık irili ufaklı firmalara... Eğer sorununuz teknik bir detay gerektiriyorsa diye önden hazırlıklıyım; konusunda en uzman insanlara yönlendiriyorum sizi.

E bu zihin sizi inovasyona yönelttiğine göre; innomind.

Bugüne kadarki çalışmalarımı ve güncel blogumu da kişisel gelişim meraklılarına örnek olması için, kaynak olması için hala yayınlıyorum: mustep.com üzerinden okuyabilirsiniz.

innomind

8 Şubat 2014 Cumartesi

Yeni Rotam: Kriz Yönetimi

Dolu dolu beş yıl geçti… Bir süredir blogumu ve web sitemi ve benzeri dijital hesaplarımı ihmal ettiğimin farkındayım. Koçluk üzerine olan işimi bir bakıma bıraktım, bir bakıma büyüttüm, adını siz koyun. Bireysel koçluk konusunda uygulamalarım zaten global pazarda da bilinmeye başlamıştı. “Nasıl daha iyi yaparım?” felsefesinden gidersek, artık eskisi kadar tatmin olmamaya başlamıştım. Daha zor ve daha içinden çıkılamayan vakalara yoğunlaştıkça kısa birkaç güzel kavşağa denk geldim. Fırsat Yönetimi sizi risklerden korur ve krizlerden avantaj yakalamanızı sağlar Mesela nöropsikoloji konusundaki çalışmalarımın akademik bir altyapıya ihtiyacı var artık. O sebeple eğitim almak için bu işin anavatanı Almanya ile iletişime geçtiğimde güzel bir üniversite orada görev yürütmem için davette bulundu. Birçok kişinin öğrenci olabilmek için güzel CV’ler sunduğu European Schools Of Economics, İstanbul kampüsünü açacak yakın zamanda. Ve siz müstakbel öğretim görevlilerinden birinin blogunu okuyorsunuz şu an. (Tanrılar Okulu isimli kült kitapta bu okuldan sık sık bahsediliyor, zaten kitap bu çokuluslu üniversitenin kuruluş öyküsünü anlatıyor) Bu güzel gelişmelerin eşliğinde şans, tesadüf, kader… Bazı fırsatlar çıktı karşıma ve kenarda duran, bir türlü yeterince yoğunlaşamadığım bir konuya yönelik sinyaller aldım: fırsat yönetimi; kriz yönetiminden çok daha fazlası.
Bildiğiniz gibi mustep gelişim hizmetleri adıyla hizmet veriyordum. Ama artık innomind oldu namım, ajans şeklinde hizmet veriyorum. Çünkü...
Artık bireysel seanslarla ilgilenmiyorum diyebilirim. Konusunda uzman arkadaşlarıma yönlendiriyorum böylesi talepler olduğunda. Ama konu krizse, başka bir koç veya danışman kolay kolay altından kalkamayacaksa, işte orası benim vatanım! Eski ilgi alanım örgütsel psikoloji, kendi geliştirdiğim koçluk teknikleri ve yine kendi geliştirdiğim zihin haritalama becerilerinin harmanlandığı koçluk seansları düşünün. Normal koçluk seanslarından biraz daha uzun ve çok daha zorlu geçen bu seanslarda ne oluyor peki? Müşterilerimin ortak görüşü: birlikte mucizeler yarattığımız! “Kök neden analizi” diye bir şey var. Mühendislerin kullandığı bir tanımdır genelde ve sorunları analiz etmeye yönelik kullanıyorlar. Ben ise en derindeki nedenleri ortaya çıkarmalarına yardımcı oluyorum. Böylece etkisi daha yoğun sebepler ortaya çıkıyor ve enteresandır, bunları çözmesi daha kolay, daha düşük maliyetli, hatta ücretsiz diyebiliriz. Dolayısıyla buradan çıkıyor ki, müşterilerim onlara para kazandırdığımı düşünüyorlar! Tabi bu faydalar ne sağlıyor? Daha yararlı bir vatandaş olmamı! Bu yüzden bana bu onuru yaşamama vesile oldukları için onlara ve krizlerine çok derin teşekkür ediyorum! Ne tür krizler, ne tip çalışmalar… Detayları merak ederseniz yeni web siteme bekliyorum. Artık innomind ile karşılaşacaksınız! Ajans gibi çalışıyorum; hukuktan finansa, alanında uzman ortaklarımla yürüyorum.

7 Ağustos 2013 Çarşamba

CV Yazmadan Önce Aynaya Bakmak Gerek

Geçtiğimiz günlerde bir müşterim bana iş teklif etti. Şirketindeki reorganizasyon sürecinde benim de yer almamı istedi ki insan kaynakları müdürlüğünü teklif etti.
Gülümseyerek gurur duyduğumu belirttim ve kibarca reddettim.

O sırada da aklıma CV süreçleri geldi. Çünkü...


"Artık çevremde klasik şekilde CV yollayıp da iş bulanlar pek kalmadı. İş ağlarıyla (networking) ya da farklı yollarla (referanslar, sosyal medya…) işler bulunuyor. Yine de CV’ler hala iş görüşmelerinde istenebiliyor.

Günümüzde CV’den bol pek bir şey yok sanırım. Çünkü insanlar ya işsiz ya da işinden memnun değil. Çalışmalarım genellikle insanların kendi işlerini kurabilmeleri üzerine. Eğer konu iş arama olursa, bir adım ötesine gidip, hem iş bulmalarında hem de mutlu olabilecekleri bir iş bulmalarında yardımcı oluyorum. Bugüne kadar da iş arama süreçlerinde yardımcı olduğum ve aradığı işi bulamayan kimse olmadı. Şimdiyse kısa bir özet ile bazı şeyleri size aktaracağım. Tabi burada, pek paylaşılmayan şeyleri paylaşmaya çalışacağım, göz ardı edilen bazı durumları…"


demişim ve Aktivist Dergisi yeni sayısında etki yaratan CV'ler üzerine bir yazımı yayınlamışlar. Ama bu yazıyı sizinle paylaşmayı unutmuşum.

http://www.aktivistanbul.com/edergisayi2/#64 linkinde yazımı online okuyabilirsiniz. Dergideki diğer yazılar da süper. O sebeple sadece bu sayfayı değil, baştan sona okumanızı öneririm!

İş bulamayanlara önerebilirsiniz!

21 Kasım 2012 Çarşamba

Tanrılar Okulu'ndan Benimle Tanışmaya Geldiler

Danışanlarım olsun, seminerlerime katılanlar olsun, Tanrılar Okulu isimli kitabın hayatımdaki yerini birçok kişi bilir.
Geçtiğimiz ay, kitabın yazarı Stefano D'anna, Future Leaders of the World isimli bir çalıştay için ülkemize ziyarette bulundu ve benimle de tanışmak istedi.
Programımızın yoğunlukları eşleşmedi ve buluşamadık ama sizinle, bu tanışıklığa vesile olan makalelerimden birini paylaşmak istedim.

"Ateş Var Yaratmak İçin"

Korku! Şu an içinde olduğum duygu.
Ben deştikçe daha da çok çıkıyor ortaya. Tıpkı petrol gibi, ağdalı, karanlık, diplerde; görünmüyor ama dünyayı yönetiyor. Neden? Ona yüklediğim anlamlardan ötürü tabi ki!
Oysa ben buraya yönetilmeye mi geldim?
Hayır!
Küçük bir sır vereyim; yaratmaya geldim, yaratmaya: değer yaratmaya, ilham yaratmaya, düşümü yaratmaya.
Peki ya düşlerimi yaratmaya hazır mıyım?
Karnımda acı “Hayır” diyor, daha pişmemişim.
Bu ilahi bedenimdeki hoşuma gitmeyen tek şey sanırım karnımdaki kaotik yapı! Ruhluk bilincimi hatırlatan can da midemden cevaplar veriyor, korkularımla aşk yaşayan egom da.
Cevabım “hayır, hazır değilim düşlerime” diyor.
O halde düşlerim de bekleyecek.
Ama onca bedel ödedim; rahimden çıktığım günden beridir onca bedel ödedim.
Ayrıca bu “hayır” cümlesinin ardında bir fısıltı var; “hadi” diyor. Duymak istemediğim, duymazdan geldiğim, duymaktan korktuğum!
“Hayır” ise o kadar tatlı ki, mitolojik sirenlerin sevimli şarkıları gibi geliyor kulağa…
“Hayır Mustafa,
Hazır değilsin hayallerine.
Hayır Mustafa,
Git dinlen önce”
Korku bu! Dibine kadar korku, her tarafımı sarmalamış korku!
Direncimizin baş silahı. Yaratma devrimimizdeki can düşmanımızın temel gücü.
İşte basit bir politika: Eğer onu yenmek istiyorsam, kendime oynarım!
En güçlü olduğum yan, şu an hissetmekte zorlansam da sevgim, özüm, çünkü bu benim!
Benim bir hayalim var! Her gün yatarken düşlediğim, uyanınca ilk aklıma gelen.
Agamemnon, Truva’ya ulaşmak için en sevdiği çocuğunu, kızı Iphigenia’yı feda etmişti değil mi?
Peki ben? İçimdeki bu girdaptan kurtulmak için hangi bedeli ödemeye razıyım?
Kardeşim? Olurdu ama kendi hayalleri var.
Babam? Olurdu ama kendi hayatı var.
Gönlümü verdiğim kadın? Olurdu ama kendi sorumlulukları var.
“Kendi”…
 Ben? Hayallerim üzerinde sorumluluklarım var. Onlara bu yaşamımda sahip olma arzum var. Kendi hayallerime sahip olmam gerek…
Öyleyse, hayallerim için bugüne kadar ödediğim bedel yetmiyor madem, benim için en kıymetli şeyi kurban ediyorum; kendimi.
Eğer hayallerime sahip olamayacaksam, yaşamın ne anlamı kaldı ki?
Peki, biliyor musunuz şimdi ne oldu? Karnımda kocaman bir ateş var yaratmak için!

4 Ekim 2012 Perşembe

Zihin, zihin dediğin nedir gülüm, o çözüm yaratmadıkça...


Daha önce zihin haritalama tekniğini duymuş, okumuş, seminerlerine gitmiş ya da NLP eğitimlerinde 15 dakikalığına işlemiş kişilere sorduğumda, genel bir cevap alıyorum: Zihin haritalama denince akla basit konuları alt birkaç başlıkta ele almak geliyor...
Oysa zihnimizde neler basit dallanmalardan ibaret ki? 
Madem “uzmanlık alanım zihin” diye ahkam kesiyorum, altını doldumalıyım dedim ve zihin haritalamayı geliştirdikçe geliştirdim birçok kişinin bildiği üzere: yaratıcılığı besleyen, hafızayı geliştiren, sıradışı çözümler kurgulatacak şekilde...
Koçluk seanslarımda da uygulamaya başlayınca, daha da gelişti zaten.
Geçen gün ise sanırım kalfalık eserimi verdim:
İnternetten tanıdığım, tarım sektöründen önce bir girişimci; Tülin Akın, bir konuda destek talep etti. Bir sunumlarını zihin haritalama becerileriyle, daha zengin ve etkileyici gerçekleştirmek istemişlerdi. Söz konusu büyük bir projeydi ve bir süredir çözülemeyen birkaç handikap vardı, mümkünse bunlara da çözüm düşünülecekti bilahare.

Önce zihin haritalama üzerine eğitim tadında keyifli bir giriş yaptık, ardına da başarılı ve sıra dışı bir ekip koçluğu seansı başladı.

Eğitimlerimde bol bol uygulama yaptırıyorum, ancak bu sefer buharı üstünde tüten bir sıkıntı söz konusu olduğu için, zihin haritalama uygulamasını da bu sıkıntı üzerinden yürüttük ve gülümseten bir sonuç yakaladık.
Gizlilik gereği detayları ve nihai zihin haritasını gösteremeyeceğim ama Tülin Hanım’ın Facebook duvarımda da paylaştığı referans yorumunu aynen aktarıyorum:

Bu sabah başka bir firmanın yöneticisi ile birlikte aldığımız zihin haritalama eğitimi ile yepyeni bir bakış açısı kazandık. Biri dünya devi, biri Türkiye deki en büyük holdinglerinden biri ile yaptığımız; 3 milyon kişinin hayatına dokunacak projede aksayan bacak olarak tespit ettiğimiz yerin doğru yer olmadığı asıl sorunun başka bir yerde olduğu ve hangi yöntemlerle çözülebileceği konusunda fikirler oluşturduk ve aksiyon planımızla huzur ve heyecan içinde yeni bir iş haftasına başlayacağız. Teşekkürler Mustafa Emin Palaz. 
Tülin Akın - Tarımsal Pazarlama Eğitim Yayıncılık Danışmanlık Ltd. Genel Müdürü Tarimsalpazarlama.com Kurucusu

Bu referans ve reklamımdan çıkarsamanızı beklediğim esas nokta; en çıkılmaz sokaklarda bile hem çözümler vardır hem de fırsatlar…
Sadece uygun şekilde oraya bakmamız (zihinimizi gözlememiz) gerekiyor.
Web sitemdeki domates başlığına göz attınız mı? http://mustep.com/domates.html

10 Eylül 2012 Pazartesi

Seninle Bir Dakika...

4 Eylül'de yaptığımız BNI- Türkiye lansman toplantımızdan bahsetmiştim. http://mustep.blogspot.com/2012/09/networking-kart-alsverisi-degil-o-kagt.html linkinden konuyla ilgili paylaşımımı görebilirsiniz.
BNI çalışmasına göre, firmanızı ve yaptıklarınızı 1 dakika içinde karşınızdaki kişiye anlatıyorsunuz. Bir yerde speed networking sayılabilir bu kısım. Bu ismi, Ertuğrul Belen'in seminerlerinde duymuşsunuzd
Orada geçen 1er dakikalık sunumlar hakkında, etkinliğe katılamayan arkadaşlardan sorular aldım; "1 dakikada kendinle ilgili ne anlatabilirsin?" diye.
Ben de size benim sunumumu paylaşmak istedim.
Mükemmel mi, sorgulanır, ancak başarıya ulaştı diyebilirim.


"Hoş geldiniz,
Ben Mustafa Emin Palaz.
mustep gelişim hizmetleri çatısında koçluk ve yaratıcı eğitimler sunuyorum.
Temel uzmanlık alanım zihin, dolayısıyla psikoloji ve beynin çalışma sistemleri üzerine gidiyorum.
Eğer yaratıcı düşünme, kriz yönetimi, psikoloji, kişisel gelişim, sizin de ilgi alanınızdaysa, makalelerimi okumuş olabilirsiniz.
Şu günlerde yeni bir proje hazırlığındayım. Bunun için özel hastanelerimizin yöneticileriyle bir araya gelmek istiyorum. Bu konuda yardımcı olabilecek arkadaşlar varsa, çok sevinirim.
Peki ben size nasıl yardımcı olabilirim?
     Yaratıcı perspektiflere ihtiyacınız varsa,
     Hayatınızda sık tekrar eden sıkıntılar varsa, 
     Mobbing durumu söz konusuysa
     Bırakmak istedikleri alışkanlıkları varsa,
     Gerçekten çözüm arayışındalarsa
Koçluk becerilerimle yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.
İsmim mustafa emin palaz,
nasildahaiyiyaparim.com"

Başarı ölçütüm ne oldu peki?
Koçluk hizmetim için danışan adaylarım oldu.
Ayrıca orada bir talep belirttim ve Türkiye'nin en büyük özel hastanelerinden birinin İnsan Kaynakları Müdürü ile toplantı imkanı yakaladım.
Eğitimlerimden yararlanmak isteyen bir akademi oldu,
Sunumum üzerine tanışmak isteyen bir kişi de yönettiği yayınında köşe yazarı olmamı talep etti.

Bu tabi bana göre bir şey.
Peki siz?
İşinizi, beklentilerinizi, pazarınızı veya sorulursa eğer ne üzerine destek isteyeceğinizi bir veya birkaç dakikada aktarabilir misiniz karşınızdakine?
Bu, hem evelemeden gevelemeden iletişim kurmanızı sağlar hem de işinize hakimiyetinizi artırır.
Not: Ben sunum yaparken fotoğrafımı çeken, BNI Türkiye'nin başka bir kurucu üyesi olan, Brand IQ kurucu ortağı, dostum Gurur Canbaş'a teşekkür ederim.

7 Haziran 2011 Salı

Komik denecek kadar basit çözümler

"Bana çözümle gel"

3 yıl önceydi sanırım, çalıştığım şirkette bir hata yapmıştım ve birileri bundan faydalanarak şirketi çok zor bir duruma sokmuştu. Patronum da bana bu cümleyi kullanmıştı. Çünkü yapılabilecek ne varsa denemiştik kurtulmak için ve olmamıştı. Elimiz kolumuz bağlı.

Bir şekilde iç körlükten kurtulmalı ve yepyeni bir şekilde hem adımı hem şirketi temize çıkarmalıydım.

Amerikan kültüründe buna "kutu dışında düşünebilme" diyorlar, sorunları farklı ele almak, farklı çözüm yolları türetebilmek vs...

Ancak klasik metotlar izlenerek kutu dışında düşünemiyoruz.

Bu son olarak, Zihin Haritalama Eğitimi'mi inove ettiğimde başıma geldi.

Zaman kurgusunu kurmuştum, zamana karşı projeler için de uygulanabilmesi için. Ancak zordu, karmaşıktı. Daha basit yapmalıyım, daha basit yapmalıyım...

"Şu olmaz, bu olmaz, bu zor, bu daha önce kullanıldı olmadı,..." resmen bir kutuya girmiştim.

Ancak birden aklıma şu geldi: Zihin haritası yap Mustafa! Sonuçta bu eğitim de bu amaçla değil mi?

Kısa bir zihin haritası ile komik denecek kadar basit bir yol buldum.

Eğitimimin duyurusunu kısmen de olsa paylaştım bazı gruplarda ve birkaç kişiyle.

Dün itibariyle de bitirdik ve bazı gözlemlerimi paylaşmak istedim.

2 gün süren eğitimimizde beyin ve bilgiyi istemli şekilde inceleme becerisinden, zihin haritasının sadece bir kaç pratik ile bile ne denli güçlendirici olabileğini gördük, çünkü aradaki bir haftada bilgiyi özümsemelerini sağladık.

İş ve kişisel gelişim çalışmalarında sıklıkla anılan SWOT'tan daha etkin şekilde yararlanmak ve bunu geliştirip kurguladım SWEET üzerine çalışma yaptık.

Özellikle bu benim için çok önemliydi, çünkü yaygın kabul görmüş bir bilgiyi, işleyerek daha da ileri bir pozisyona getiriyor ve başka kimsenin ele almadığı bir modüle sokuyorum. Açıkçası korku vardı içimde biraz, sadece SWOT'ta mı kalsam diyordum, ama içimdeki ses bunu paylaşmak istedi ve nitekim eğitimin en zevkli kısımlarından biri burası oldu.

Bitirdiğimde aldığım övgüleri paylaşmayacağım, ancak yüzlerindeki gülümseme, tebrik ve teşekkür, bana doğru yerde olduğumun işaretiydi.

Mustafa yerinde rahat duramadı ama. Daha faydalı olmak için eğitimin içeriğini koruyarak daha da gelişmiş bir model haline getirdi.

Eğitimle ilgili buradan bilgi alabilir, aklınıza takılanı sorabilirsiniz.

Sonraki eğitim tarihlerini kurgulamaya çalışıyorum. Sanırım 19 Haziranda Zihin Haritalama ve 26 Haziran'da da kendinize koçluk yapabilecek şekilde kullanabileceğiniz ileri modülünü işleyebileceğiz.
Yazının bir kopyasına ve diğer yazılarıma www.mustafa.mustep.com üzerinden ulaşabilirsiniz.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Rapor veriyorum:)


Uzun bir süredir yazmadığımı fark ettim.
Aslında yazılası birçok şey vardı, ancak şunu da yazayım, bunu da yazayım derken, baktım ki 1,5 ay olmuş dokunmayalı. Tıpkı "pazartesi diyete başlıyorum" demek gibi, değil mi? Neyse ki erteleme davranışım an itibariyle sonlanmış oluyor.
Bu görüşmediğimiz sürede neler yaptım?
Liste uzun, zaten uzun olduğu için, çok koşturduğum için blog yazmayı ihmal ettim, ama hemen duyurayım: Mustep Gelişim Hizmetleri şeklinde yenilediğim web sitemi çökerttim kendi ellerimle, sonrasında da çeşitli bilişim akrobasileriyle tekrar kurdum, alınacak öğüt: yedek almalısınız:)
Hazır web sitemi yenilemiş ve kodları hatırlamışken, bari diğer sitelere de bir el atayım hızlıca dedim ve tüm sitelerde bir temizlik yaptım, bence hoş oldu ama yorucuydu. Alınacak öğüt neymiş; web sitesini sen yapabiliyor olsan bile, git yaptırt:)
www.nasildahaiyiyaparim.com ile bakabilirsiniz.
Başka? Birçok kişinin bildiği üzere Üçüncügöz Dergisi tekrar yayında:) Ben de Endüstriyel Yogiler ismiyle, iş hayatı ve huzur kavramları üzerine bir şeyler karalıyorum. Okuyanlar sevmişler çok sağolsunlar. İlgilenenler www.ucuncugoz.org üzerinden göz atabilir dergiye, ancak yazımı nette yayınlamadık:
Dergimiz İndigo Dergisi'nde ise korku üzerine yazı dizimi bitirdik ve önümüzde girişimcilik, yenilikçilik, kendine yetebilme gibi konular var. İndigo Dergisi'ndeki son yazım için http://www.indigodergisi.com/65/mustep.htm linkine tıklayabilirsiniz.
Girişimcilik üzerine, girişimcilik eğitimlerinde konuk uzman olarak bulunmaya ve girişimcilik yolculuklarında psikolojik desteklere yönelik konuşmalar vermeye başladım ki en heyecanlandığım konulardan birisi bu.
Koçluk eğitimlerinde asistan eğitmen olma yolunda bir davet aldım ve açıkçası çok soyut olan bu hizmette, böylesi bir geri bildirim, inanın çok onore etti.
Ha bu arada eğitim demişken, üzerine titrediğim kendi hazırladığım eğitimlerimin satışı da başlamış oldu. Şubat ayında beni şımartacak kadar büyük iki kuruma Yenilikçi Stres Yönetimi Eğitimi vereceğim.
Deneyimli abilerim, ablalarım için küçük, ancak hayallerim için büyük bir adım oldu, sevincimi buradan sizlerle paylaşayım istedim.
Detaylar zamanla:)
Sevgiyle kalınız:)))

9 Aralık 2010 Perşembe

Ortak Akıllar Buluştu

Daha önce bahsettiğim (bknz: http://mustep.blogspot.com/2010/12/ortak-akl-bulusmas.html) ve ekonominin önemli bir ihtiyacı olarak görülen bu networking projemiz, küçük bir grup olarak toplanmamızla, gerçeklemiş oldu.
Bu başlangıç toplantısında, girişimlerin ve girişimcilerin akla gelen ilk ihtiyaçları sıralandı ki bu sayede ileriki toplantılarımızda, bunlara yönelik projeler geliştirelim:
Kurumsal altyapılar, sermaye, fikrin uygulanabilirliği, pazarlama ve tanıtım sistemleri, hedef belirleme ve çabuk kırılmayan motivasyon gibi ihtiyaç kalemler dile getirildi.
Buna karşılık katılımcılar, bilgi ve networkleri, iş ağları vasıtasıyla sıcak çözümlerini paylaştılar.
Daha çok masa başı sohbet kıvamında geçen bu ilk toplantımızın devamındaki safhalarda, şu an için sıralı olan ihtiyaçlara yönelik bilgisayar destekli çözüm sunumlarını paylaşmayı da tasarladık.
12 Ocak 2011'de yapmayı planladığımız kurumsal altyapı ile pazarlama ve tanıtım sistemlerine yönelik kurgulanacak bir sonraki toplantımız için şimdiden iletişime geçiniz.
Saygılarımla,
Ortak Akıl Projesi Ekibi adına
Mustafa Emin Palaz

4 Aralık 2010 Cumartesi

Ortak Akıl Buluşması

Networking artık en çok ihtiyaç duyulan olgulardan biri. Sık sık toplantılar düzenlenip, yeni insanlarla tanışıp, ağımızı geliştirme çabası da bundan zaten.
Ancak genel şikayetler, bu networking toplantılarına gidip, bir avuç kart toplayıp, bir avuç kart dağıtmak ve belki bir iki sohbet edip ayrılmak.
Oysa birimiz inşaat mantolama yaparken, tanıştığımız kişi tıp kongreleri organizatörü olabiliyor. Girişimci mantıkta birisiysek bu tanışıklıktan değer yaratabiliriz, ancak bu beceriye kaçımız sahip? Maalesef bu durumda da o toplantı sadece hoş müzikler, bol gürültü ve birkaç yeni yüzden ibaret boşa geçen zaman olarak yer buluyor hayatımızda.
O sebeple biraz daha verimli olabilir miyiz dedik ve Fors Plus yönetimiyle kafa yorduk.
Daha önce bahsetmiştim zaten Fors Plus'taki güzel insanlardan (ki hatırlamak için buraya tıklayabilirsiniz)
7 Aralık'ta başlangıcını planladığımız toplantılarda daha odaklı davranalım dedik.
Girişimciler, girişimcilik üzerine meraklı olanlar, girişimcilerin ihtiyaçlarına çözüm sunanlar bir araya gelemez mi?
Mustep Gelişim Hizmetleri ve Fors Plus Yönetim ve Danışmanlık olarak, Ortak Akıl Buluşması adını verdiğimiz bu buluşmanın, ilerleyen tarihlerdeki olası senaryolarından birisi;
Mesela girişimlerin ihtiyaçlarından birisi Sosyal Medya Yönetimi ve bu yönde yapıcı hizmetler sunan BORAN-ICT'den Fatih Boran Berber'i çağırıyoruz. 10-15 dakika kadar belki kendisi ve özellikle sunduğu hizmetler, fikirler, projeler ve çözümleri üzerine konuştuktan sonra, kalan 1 saatlik süreçte ise doya doya soruları cevaplıyor.
Böylece o toplantıda kimler oluyor? Sosyal medya yöneticileri ve/veya sosyal medya ihtiyacı olanlar ve/veya sosyal medya hakkında merakı olanlar ve/veya benzeri çözümleri olanlar.
Sizce de bu toplantılar daha verimli olmaz mı?
Merak edenler m@mustep.com üzerinden bana mail atabilirler efendim.

Koşturuyoruz işte hizmet niyetiyle

Uzun zamandır yazmıyordum.
Ama koşturuyorum, yeni ve güzel birşeyler yapmaya çalışıyorum ki çok şükür artık planlama evresinden, eyleme geçmeye de başladım, hatta başladık.
Biz diyebilirim rahat bir şekilde, çünkü artık bir kaç tane "biz"in oluşturduğu bir ağ içindeyim, son 3 senedir hayal ettiğim gibi.
Kaba bir özet ekmek ve bir süredir yazamadığım gelişmelerden bahsetmek istiyorum.

***Nişantaşı'nda bir ofisimiz oldu. İnovizyon Eğitim ve Danışmanlık olarak, eski arkadaşlarım, koçluk ve eğitimlerim başta olmak üzere bazı hizmetlerin satışı üzerine bir ofis kurdular.

***Çekmeköy'de bir merkezimiz oldu. YaşamOra Hizmetleri adında, yaşama dair hizmetler mantığıyla bir araya gelen bu oluşumda; benim öğrenci ve yetişkinlere koçluk sunduğum, öğrencilere öğretmenlerin özel ders desteği verdiği, kişisel gelişim ve hobi eğitimlerinin hazırlığında olduğumuz, Alemdağ Ormanı manzaralı, çok hoş bir merkezimiz oldu. Yakında bir kokteyl yapalım diyoruz, haberdar ederim:)

***Bu arada girişimcilikten uzak duracak değilim. 7 Aralık'ta Fors Plus'ta, girişimcilik üzerine özel bir buluşmamız var. Ama uzun uzun bir başka yazıyla paylaşacağım bunu.

***"Biz" duygusu çok hoş. Ancak kendime de baktım ve Mustep'i artık kendimden çıkarıp bir ekip haline getirmeye niyetlendim ve Mustep Gelişim Hizmetleri adıyla ekipleşmeye geçtik efendim. Web sitemde de yenilemelere gittim haliyle.
Detayları bugün paylaşmış olacağım.
Şimdilik esenlikler dilerim.

3 Ekim 2010 Pazar

Duyuruların duyurusu

Yeni bir aya girildi. Yazın miskinliğinin hala kısım kısım üstümüzde olmasına rağmen, silkelendiğimiz şu günlerde güneş de bir görünüp parladı bir yağdırdı bulutları.
Neyse efenim, bu silkelenme dönemine ben de girdim. Umuyorum çok yakın zamanda Mustep Gelişim Hizm. olarak küçük bir duyurumu paylaşabileceğim.
Uzun hazırlıkları bir kenara bırakıp, kabuk kırma sürecine daha da hızlı girdiğimi düşündüren bu süreçte birkaç arkadaşımla "işbirliği" kavramını da yenilemeye çalıştık. Detayları ve fazlasını olabildiğince kısa sürede paylaşacağım.
Ancak hem dergimizin yeni sayısının hem de eğitmenim Derya Akkaya ile röportajımızın duyurusunu yapayım istedim hızlıca.
Keyifli okumalar.