indigo dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
indigo dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2014 Cumartesi

Etkinliklerde Mustafa

Bugünlerde çok yoğun etkinlikler var. Hani öyle ki dörde bölünsem yine yetişemem. Benzer durum önümüzdeki günlerde de aynı olacak gibi. Hem bunlara yetiş hem kendi işini yürüt hem kendine zaman ayır hem de arkadaşlarına zaman ayır… Son günlerde aksaklıklar olmaya başladı. Sanki etkinlik organizatörleri, katılımcıları birbirine kırdırmak ister gibi. Dizilerde oluyormuş ya, rakip dizileri birbiriyle eş zamanlara koyuyorlarmış galiba. Hadi İnovasyon Zirvesi ve Pazarlama Zirvesi alakasız grupların oluşumları desek MÜSİAD Fuarı ve MARİFED Fuarı eski akıl kardeşliğindeki örgütlerin organizasyonları ve tam da aynı gün. Üstelik birinde tanıtımlar konusunda bakanlık destek verirken, açılışında-kapanışında cumhurbaşkanı da başbakan da ziyaret ederken diğerine dokunulmuyor, devlet desteği verilmiyor. Manidar geldi bana.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Son yazılarımdan



Bazen bazı yazılar çok ilgimi çekiyor. Beğeniyorum. Konusunu çok güzel, akıcı bir dille anlatmış yazarı kimse. Yer yer devrik cümleler, arada bir hiciv var, gizli mesajlar oluyor, inceden dokundurmalar… Hatta kahkaha attırıyor konuyu işleyiş biçimi. Ama okudukça makale çok tanıdık geliyor ve yazar bilgisi ya boş geçilmiş ya da merak uyandırıyor, araştırmak istiyorum. Yazıdan bir parça seçiyorum ve internette aratıyorum. Benim bir yerlerde yayınlanmış bir yazım olduğunu öğreniyorum, çok yazdığım, farklı konularda yazdığım ve birçok mecrada yazdığım için aklımdan çıkmış gitmiş!

Benzeri durum, tanıtım mailleri gibi özgün olması gereken şeylerde de başıma geliyor!

Zihin haritalama becerilerini düşünelim. Özgündür, yaratıcılık üzerine bir yaklaşımdır. Bu konuda bir eğitim kurumu kendi reklamını yaparken bizzat hazırladığım bir görseli sormadan, izin almadan ve hatta kendisininmiş gibi kullanıyor! Hadi görsel çok güzel olduğu için, aldı diyelim.
Geçen gün bir tanıtım metni gördüm. Eğitmen süper bir yerden girmiş konuya. O kadar narin anlatmış ki konuya hakimiyeti belli! Ama şaşırdım, o konunun en usta kişilerini tanıyorum, biri de bizzat benim! Bu eğitmen arkadaşı ne duydum ne gördüm. Jeton düştü, metni sorguladım. 4 yıl önce bir forum sitesinde mustep rumuzumla ben yayınlamışım o tanıtım metnini (internette neredeyse her yerde mustep diye biliniyorum). Hani özgün içerik? Hani yaratıcı düşünme?
Ufak bir gurur okşasa da intihale karşıyım, ülkemizde çok yaygın intihale!

Alıntılarımızda yazarlara değinirsek süper olur. Esinlenelim, ben çok insandan esinleniyorum, ama orijinalimi kendim çıkarmaya gayret ediyorum!

Sizinle son yayınlanan yazılarımı paylaşmak istedim.


Bu arada Nisan ayında yazdığım, Haziran’da yayınlamayı planladığım, sonraysa Gezi olayları sebebiyle kenara koyduğum birkaç yazım vardı. Şirketlerde çalışan değerliliği üzerine ve Y kuşağı iletişimi. Geçen gün Sabah Gazetesi bir makale yayınladı. Üniversite işbirliğiyle odak gruplarıyla çalışma yaparak bazı sonuçlara varmış. Neredeyse aynı çıktılara ulaşmışız. Tek fark, ben tek başıma çabaladım!

Neyse, talepleriniz olduğunda cozum@mustep.com üzerinden iletişime geçin, değerlendireyim.

23 Haziran 2013 Pazar

Diren Sağduyu

Gezi parkıyla patlak veren olaylar geliştikçe bir ihtiyaç doğuyor; sağduyu!
İkiliklerden kurtulmanın, kutuplaşmayı önlemenin en temel yoludur sağduyuya sığınmak.
Ama neden?
Ama nasıl?
Ama ne zaman?
İndigo Dergisi'nde bir yazım yayınlandı bunun üzerine; http://indigodergisi.com/2013/06/diren-sagduyu/
Keyifli okumalar.

13 Aralık 2012 Perşembe

Sesli Harflerden Doğacak Kader

K, Y ve M söz konusu ise, her şey sesli harflerde yatıyor sanırım.
Kıyım mı olacak, kıyam mı?
Kıyımın ucu ölüme gidiyor, basit bir gözle bakarsak.
Kıyam ise ayağa kalkmak olduğuna göre, aydınlanmaya gidiyor.
Peki 21 Aralık'ta n'olacak?
Belki İndigo Dergisi'ndeki rollerimden belki de ruhsallıkla çok haşır neşir olduğumdan, son günlerde en sık sorulan soru, artık bu tarihe dair, benim konuya bakışım soruluyor.
Cevaplaya cevaplaya, bu fikirlerimi paylaşmaya karar verdim.
Özetle cevaplarsam, kıyametin geleceğine inanıyorum efendim.
Hiç bir şey olmamanın doğuracağı bilinç bulanıklığının getireceği zihinsel kıyametin geleceğine inanıyorum.

Birşeylerin olacağına o kadar inanıyor ki koca bir toplum, olmazsa eğer inançları sarsılacak.
Zaten koca 366 günden tek farkı 21 Aralık 2012'nin, burada bir kesinliğin konuşuluyor olması!
Herşeyin illüzyonlar olduğuna inanan, ebedi muğlaklığı kabul edenler için bir mutlak bir gün söz konusu.
Masada inançları var, ya olacak, ya olacak...

Peki siz?
21 Aralık, diğer günler gibi olduğunda bile inancınızı korumaya, mucizeleri fark etmeye devam edecek misiniz?
Yoksa 21 Aralık'ta birşeyler olmadı diye yitip gidecek misiniz?

22 Aralık'ta kutlanacak partilere katılmanızı öneriyorum :))))

16 Aralık 2011 Cuma

Mobbingin Anatomik Histolojisi

Mobbing ya da halk diliyle istifaya zorlama, iş yerinde yıldırma, sistematik taciz hakkında bir çok kişi şikayetçidir.
Bir çok panel yapılır, bir çok kişi anılarını paylaşır...
Durum sadece zalim amirler ve mazlum çalışanlardan mı ibaret diye merak edip, eski kedim KEDİ ile deneyler yaptık.
Sonuçlarımdan bazılarını da dergimiz İndigo Dergisi'nde yayınlamıştım Ekim 2011 sayımızda.

Geçen gün yine bahsi oldu, ben de blogumdan da paylaşayım dedim yazıyı.
http://arsiv.indigodergisi.com/73/mustafa-palaz.htm

Siz de bu konudan müzdaripseniz veya düşünceleriniz varsa, paylaşmanızı dilerim.
Çözümlere yönelik yazıdan küçük tüyolar alabileceğinizi umuyorum.
Ekstra destek için iletişime geçebilirsiniz cozum@mustep.com ile.
Keyifli okumalar.

2 Ağustos 2011 Salı

Heyecandı istediğim


Her şey bu foto ile başladı. Ya da başlamış olan şeyin acısını, bu foto gün yüzüne çıkardı.
Dikkatli bakın lütfen ve ne gördüğünüzü ifade etmeye çalışın.
Ben ne gördüm? Heyecan!
Bende olmayan bir şey, en azından şu günlerde.
Aynanın karşısında çok taklit etmeye çalıştım bu adamı. (aslında adı Sir Simon Rattle ve fotoyla ilgili haber için buraya tıklayabilirsiniz, ancak ben "bu adam" ile devam edeceğim)
Olmadı. Çünkü heyecanlanabileceğim bir şey bulamadım. İşim heyecan vermiyor artık. Bir süredir bu böyle. Mükemmel olduğumu sanmıyorum, ama çok iyi olmak da heyecanı kesmese gerek.
Eğitimlerimde kendim için riskli unsurlar barındırmaya çalıştım, olmadı.
Koçlukta çalışılamaz denilen durumlarla çalıştım, yapılamaz denilen tekniklerle uğraştım...
Girişimci Koçluğu, zaten tek başıma olduğum bir sektör, mihenk taşı bulamadım...
Timur'un (Timur Tiryaki) çok sevdiğim bir sorusu var; "aşık olduğun fikri söyle bana"
Bulamadım. Uzun bir zamandır ne birine aşk besledim ne de bir fikre aşık oldum. Bir vizyonum var ve ona aşık hissediyorum kendimi, ama heyecan yine duymuyorum, yine duymuyorum.
Sanırım Osho'nun "aşktan vazgeç, aşk arzulamaya, arzu beklentiye, beklenti hayal kırıklığına, hayal kırıklığı da üzüntüye sebep olur" sözünden olumsuz anlamda etkilendim ve daha derviş olmadan Diyojen gibi yaşamaya başladım. (Diyojen, meşhur, "gölge etme, başka ihsan istemem" diyen, dünyevi şeylere sırt çeviren düşünür)
Bu gece ödevim vardı, aşık olduğum şeyi bulacaktım.
Var bir şey ama ne...
Saat şu an 05:36 ve ben yaklaşık 10 saattir oturmuş kendim üzerimde çalışıyorum ve sanırım buldum: Yazmak!
Eh, bunda, geçen gün Derya'nın (Derya Akkaya) "neden kitap yazmıyorsun, bu birikimi paylaşmıyorsun?" sorusuyla, İndigo Dergisi'nin Yazı İşleri Müdürü, Hale'min yazılarıma övgüsünün de çok büyük etkisi var.
İlkokuldayken şiirler yazardım, öyle ki birçoğunun bana ait olduğuna dahi şüpheyle bakarlardı. Sonra ortaokulda kendime ait bir çizgi geliştirecek kadar ilerlemiştim şiirde de düz yazıda da. Hatta bırakmama bile bu gelişme sebep oldu, çünkü Türkiye derecesi yapmıştım ve beklediğim saygıyı görmemiştim.
Salak ben:) Çocuk ben:)
Şimdi o çocukluğu affediyor ve tekrar yazma kararı alıyorum.
Web sitelerimin hepsinin içeriğini ben yazıyorum,
Blogumda yazıyorum,
Bazı dergilerde yazıyorum,
Hiç bir yerde yayınlanmamış, 30a yakın defterimde de yazım var...
Ama daha ciddi sarılacağım buna.
Hatta sarıldım bile.
Çağlayanlar gibi gürüldemiyor, ama biraz hareket geldi kalbimle diyaframım arasına:)
Düşünsel Eskizler üzerine, notlarım, gözlemlerim üzerine bir kitap,
Zihin Haritalama metodundaki kendi kattığım değerlere yönelik bir kitap,
Girişimlerin psikolojik altyapısı üzerine çalıştığım Girişimci Koçluğu üzerine bir kitap
Ve çocukluk hayalim, kendimle röportaj üzerine bir diyalog düşünüyorum.
Bugün ilk çalışmaları yapıp, hangisi meyve veriyorsa, onun üzerine gideceğim:)
Az biraz düşününce durumumla, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre de ihtiyacım buydu: Kendinizi gerçekleştirebilmek için, öncelikle değerler konusunda tatmin olmalısınız. Bunun için de sevgiyi hissetmelisiniz. Ben ise son zamanlarda, web sitesiydi, projelerdi, eğitimlerimi geliştirmekti... Büsbütün bir işkolik olup sevgiyi unutmuştum diyebilirim. Ne kendimi ne başkasını ne de Enerjiyi...
Bu tempoda kalbimi özel birine açabileceğimi sanmıyorum, ama neden meditasyon yapmayayım ki... Bir süredir onu da yapmıyordum.
Biraz kendime bakma zamanım gelmiş:) ve bu sorguyu heyecan üzerinden çıkardım.
Sizin hayatınızda heyecan var mı?

7 Haziran 2011 Salı

Uranüs Umulmazlığın Önünü Açıyor

Domino lafı pek bir dolanıyor ağzımızda, bir zamanların kelebek etkisinin cici tınılarının kanla beslenmiş servis tabağı misali...

Ancak gözlediğim kadarıyla sadece Kuzey Afrika Ülkeleri'nde değil bu değişim, iş dünyasında, kişisel dünyada, zihinlerde de bir değişim hali var ve en ufak dirençte güçlü çatışmalar yaşanabiliyor.

Terörün şekli ve hedefi, yoğunluğu arttı belki, iş hayatındaki stres yükseldiği gibi değişimler de sertleşmeye başladı.

Bireysel bazda ise duygusal dalgalanmalar yükseliyor gözlediğim kadarıyla.

Benim de güçlü değişimlerim oluyor, bazıları dürüst olmak gerekirse acı veriyor, bazıları yüzümü daha da gülümsetiyor.

Geçen gün bir dostumla laflıyordum ve kendisi astroloji ile de çok ilgili. Sordum bu olayların yıldızlardan, gezegenlerden gelen bir etkisi var mı diye?

Cevabı ise gayet keskindi: EVET, kesinlikle!

Uranüs gezegeni Koç Burcuna girmiş. Koç lider ve dik başlı bir karakter, Uranüs de değişimin gezegeni derken bunlar birlieşince de...

Ben duymadım, ancak bu işlerin uzmanları uzun süredir söylüyorlarmış, büyük, sert değişimler olacak, dikkatli ve hazırlıklı olun, şöyle şöyle global etkiler olabilir diye...

Neyse, anladığım, bildiğim konulara dönersem, değişimin kaçınılmazlığı altında, şu günlerde de sert şekilde yaşıyoruz bu süreci, değil mi?

O halde önümüzdeki soru belirginleşiyor; değişimin neresinde bulunacağız? Kayıplar bölümüne mi nakil oluyoruz, yoksa terfimizi mi alıyoruz?

Ben mesela bu sert süreçte atlattığım şeyler sayesinde Kriz Mastır oluyorum:) Çok yakında ise Dr Octopus gibi kollar takmaya niyetliyim hız kazanmak için.

Dr Octopus demişken, bir Dr daha aklıma geldi: Dr Dre.

Kimdir kendisi? Ünlü rap şarkıcısı Eminem'in kankası, güzel müziklerde imzası olan, güçlü bir müzisyen.

Başka?

Artık o HP bilgisayarlarının yeni nesil ses sistemlerinde de kadro sahibi, üstelik eskisinden daha da karizmatik bir adam oluverdi.

Konuyla ilgili reklam filmine bakmak için tıklayınız.

Bu kişinin yaptığı müzik, izlediği yol, kariyerinde yepyeni değişikliklere yol açıyor ve bizlere de ilham vermiyor mu?

Sanmıyorum ki Dr Dre, böyle bir sikrıt yapmış olsun, "Tanrım! Öyle bir müzisyen olayım ki, bilişim devleri benden ilham alsınlar"

Ummadığı bir şey, değişim rüzgarları ile hayatını sarıyor ve karizmasını besliyor.

Karizma demişken reklamdaki o güzel şarkıyı dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

İndigo Dergisi'nden dostum Cem Özüak, bu konu hakkında bir yazı yazdı bu ay. Dr Dre'yi değil, umulmazlık teorisini ele alıyor. Okumanız için tıklayabilirsiniz.

Bu yazıda da belirtildiği gibi, ummadığımız şeyleri yaşayabiliyoruz.

Hele ki bu değişim günlerinde.

Vizyonumuzu, ufkumuzu ne kadar geniş tutarsak, bu rüzgarın savurduğu bir dal mı, uçurduğu bir yelken mi olduğumuz ve yönümüz, daha belirgin olacak sanırım.

Okuyucular, bu yakın dönemdeki değişimlerini paylaşırlarsa, en kısa zamanda bir derleme, değerlendirme yapabilirim bu konuda:)
Keyifli Uranüsler efendim.
Bu ve diğer yazılarıma www.mustafa.mustep.com üzerinden ulaşabilirsiniz.

Hayaller Gerçekleştirmek İçindir

Benimle birkaç saat olsun konuşmuş, bir eğitimime katılmış ya da benden seans almış, yazılarımın çoğunu okumuş, benimle ilgili dedikoduları dinlemiş...

Sonuçta benimle öyle ya da böyle iletişim kurmuş birisi, duymuştur Timur Tiryaki adını. Hepsi birbirinden değerli eğitmenlerim arasında TOP LIST 3'tedir kendisi ve en genç eğitmenim, yol arkadaşım, yol göstericim...

Kendisiyle bir röportaj yaptık, söyleşi de diyebiliriz. Hem sohbet etme imkanımız oldu hem de yeni kitabından biraz bahsetme fırsatı yakaladık.

http://www.indigodergisi.com/69/mustep.htm linkinde okuyabileceksiniz bu röportajı.

Hatta hoş da bir sürprizimiz olsun: röportajla ilgili yorumunuz ve Timur'un kitabından edindiğiniz ilhamı bizimle paylaşmanız halinde dilerseniz Timur'un Alfa İnsan Olmak Eğitimi'ne, dilerseniz benim Zihin Haritalama Eğitimi'me, %20 indirimle katılabileceksiniz.

Bu ve diğer yazılarıma www.mustafa.mustep.com üzerinden ulaşabilirsiniz.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Rapor veriyorum:)


Uzun bir süredir yazmadığımı fark ettim.
Aslında yazılası birçok şey vardı, ancak şunu da yazayım, bunu da yazayım derken, baktım ki 1,5 ay olmuş dokunmayalı. Tıpkı "pazartesi diyete başlıyorum" demek gibi, değil mi? Neyse ki erteleme davranışım an itibariyle sonlanmış oluyor.
Bu görüşmediğimiz sürede neler yaptım?
Liste uzun, zaten uzun olduğu için, çok koşturduğum için blog yazmayı ihmal ettim, ama hemen duyurayım: Mustep Gelişim Hizmetleri şeklinde yenilediğim web sitemi çökerttim kendi ellerimle, sonrasında da çeşitli bilişim akrobasileriyle tekrar kurdum, alınacak öğüt: yedek almalısınız:)
Hazır web sitemi yenilemiş ve kodları hatırlamışken, bari diğer sitelere de bir el atayım hızlıca dedim ve tüm sitelerde bir temizlik yaptım, bence hoş oldu ama yorucuydu. Alınacak öğüt neymiş; web sitesini sen yapabiliyor olsan bile, git yaptırt:)
www.nasildahaiyiyaparim.com ile bakabilirsiniz.
Başka? Birçok kişinin bildiği üzere Üçüncügöz Dergisi tekrar yayında:) Ben de Endüstriyel Yogiler ismiyle, iş hayatı ve huzur kavramları üzerine bir şeyler karalıyorum. Okuyanlar sevmişler çok sağolsunlar. İlgilenenler www.ucuncugoz.org üzerinden göz atabilir dergiye, ancak yazımı nette yayınlamadık:
Dergimiz İndigo Dergisi'nde ise korku üzerine yazı dizimi bitirdik ve önümüzde girişimcilik, yenilikçilik, kendine yetebilme gibi konular var. İndigo Dergisi'ndeki son yazım için http://www.indigodergisi.com/65/mustep.htm linkine tıklayabilirsiniz.
Girişimcilik üzerine, girişimcilik eğitimlerinde konuk uzman olarak bulunmaya ve girişimcilik yolculuklarında psikolojik desteklere yönelik konuşmalar vermeye başladım ki en heyecanlandığım konulardan birisi bu.
Koçluk eğitimlerinde asistan eğitmen olma yolunda bir davet aldım ve açıkçası çok soyut olan bu hizmette, böylesi bir geri bildirim, inanın çok onore etti.
Ha bu arada eğitim demişken, üzerine titrediğim kendi hazırladığım eğitimlerimin satışı da başlamış oldu. Şubat ayında beni şımartacak kadar büyük iki kuruma Yenilikçi Stres Yönetimi Eğitimi vereceğim.
Deneyimli abilerim, ablalarım için küçük, ancak hayallerim için büyük bir adım oldu, sevincimi buradan sizlerle paylaşayım istedim.
Detaylar zamanla:)
Sevgiyle kalınız:)))

3 Ekim 2010 Pazar

Duyuruların duyurusu

Yeni bir aya girildi. Yazın miskinliğinin hala kısım kısım üstümüzde olmasına rağmen, silkelendiğimiz şu günlerde güneş de bir görünüp parladı bir yağdırdı bulutları.
Neyse efenim, bu silkelenme dönemine ben de girdim. Umuyorum çok yakın zamanda Mustep Gelişim Hizm. olarak küçük bir duyurumu paylaşabileceğim.
Uzun hazırlıkları bir kenara bırakıp, kabuk kırma sürecine daha da hızlı girdiğimi düşündüren bu süreçte birkaç arkadaşımla "işbirliği" kavramını da yenilemeye çalıştık. Detayları ve fazlasını olabildiğince kısa sürede paylaşacağım.
Ancak hem dergimizin yeni sayısının hem de eğitmenim Derya Akkaya ile röportajımızın duyurusunu yapayım istedim hızlıca.
Keyifli okumalar.

25 Temmuz 2010 Pazar

Ümit Abla ümitlendirdi:)

Nihal'lerin nikahındayız hala:) Tebrik töreni sırasında, yanımda Ümit Abla vardı (Hatice Ümit Çilingiroğlu).
Nikahın şahitlerinden, İndigo Dergisi'yle tanıdığım ve pek sevdiğim zat:) Sırf varlığıyla ilham veren, aslan yeleli meleksi:)
Beraber sohbetimiz sırasında karşılıklı hoş açılımlarımız oldu. Yaşadığımız sıkıntılı süreci değerlendirdik ve yenilik için silkelenme olup olmamasını irdeledik.
Zira sevdiğim insanlar ve çevrelerinde, kapandı sanılan defterler, fiziksel rahatsızlıklar eşliğinde hortluyorlar ve hatta, zaman zaman bu kişilerin inançlarını sorgulatacak güçte oluyorlar.
Böyle özetlenebilecek bakış açısından ötürü Ümit Abla belki teşekkür etmiş olabilir, ancak onun kısacık bir günde bana kattıkları için ben teşekkürlerle borcumu ödeyemem:)
Mesela ben herşeyi, etrafımda gezinen sinekten, kalp kasıma kadar herşeyi kontrol edebilmeyi denerken, başka titreşimlerden kaynağını ve sebebini bulamadığım başka titreşimlerden etkilenmeyi, dürüst bir ifadeyle pasifize olmayı başarısızlık görüyordum.
Ümit Abla, bazı kader sürprizlerinin varlığına dair ışık yaktı.
Aksi halde hayatımın ne kadar sıkıcı olduğunu, olabileceğini gördüm böylece.
Lego oyuncaklardan çocukken zevk alırdım, ama ölene kadar lego evlerde, sims insanlarıyla oynar gibi yaşamak...
Daha öncesinde gelişimim için mecburi kabul edişler olarak baktığım ve bir sonraki sefer daha güçlü olarak aşacağımı düşündüğüm bu durum, artık benim için eğlencenin bir parçası:))
Sonrasında eğitmenliğe ve sivil toplumculuğa dair de biraz konuştuk. Küçük umutlar topladım.
Ancak bu iki sohbet arasında bir de doğum haritama baktı:)
Bana tam da misyon-vizyon konulu seminerimde kullanmak üzere, kişiye misyonunu, vizyonunu, varoluş amacını hatırlatıp motive edici şeyleri düşünürken, güzel ilhamlar aldım.
Aldığım notlardan küçük bir özet geçeyim: benim için çok doğru bir yoldayım:)))

7 Temmuz 2010 Çarşamba

İndigolar Buluştu :)


Birçok arkadaş merak ediyordu, indigolar kimdir, ne yaparlar vs:)
Onlar ayrı bir kozmogonik noktadan dünyaya inen, ne dediği de anlaşılmayan tiplerdir ya:)
Neyse efendim, yıllar önce İndigo Türkiye olarak kurulmuş bir grubun ilişkilerinin devamı olarak bir oluşuma gidilmişti; İndigo Dergisi.
Kurulumunu takiben de her yıl en az bir kez olsun İstanbul'da buluştuk.
Dün de önce yazar ve yönetim kadrosu olarak buluştuk, ardına da bazı katılımcılarımızı, okurlarımızı aldık aramıza ve geceye kadar süren hoş sohbetler ettik.
Sohbet kısmında tanışma ve kişisel gelişim odaklı sohbetlerle dedikodular ağırlıklıydı, zaten maksat bir araya gelmek.
Oysa yazar ve yönetimle yapılan kısımda ise önümüzdeki adımlara yönelik beyin fırtınaları, bazı yeni çalışma alanları ve etki getirecek bazı projeler üzerinde konuştuk.
Okuyanlar var, duyanlar var... Dileyen, farklı bir yarın için, dergimizi takip edebilir.
Ayrıca bulunduğunuz şehre göre açtığımız Facebook Gruplarına da bekleriz:
İstanbul için buraya,
Ankara için buraya,
İndigo Fan için de buraya tıklayabilirsiniz.