Gezi parkıyla patlak veren olaylar geliştikçe bir ihtiyaç doğuyor; sağduyu!
İkiliklerden kurtulmanın, kutuplaşmayı önlemenin en temel yoludur sağduyuya sığınmak.
Ama neden?
Ama nasıl?
Ama ne zaman?
İndigo Dergisi'nde bir yazım yayınlandı bunun üzerine; http://indigodergisi.com/2013/06/diren-sagduyu/
Keyifli okumalar.
At yetiştiricisi, böcek terbiyecisi, kaplumbağa terapisti, didgeridoo üfleyicisi, kılıç sanatçısı, kriz çözücü ve insan
ikilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ikilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Haziran 2013 Pazar
3 Kasım 2011 Perşembe
İyi Niyetli Gıcık Bankacı
"Ah kardeşim, gözlerin ne kadar da puslu. Bir şulesi var ki Şems'in, aydınlığının berraklığı gökyüzüne sığmaz. Ah kardeşim, sözlerin ne kadar paslı. Şems'in öyle muhabbeti var ki sanırsın cennet dile gelmiş konuşuyor."
Sultan Veled'in sözleri bunlar. Babası Mevlanâ Celaleddin Rumi ile olan yakınlığından ötürü kızan, kıskanan ve fitnelik düşünen Alâeddin'e konuşuyor. (Aşkın Gözyaşları Şems-i Tebrîzi- Sinan Yağmur- Karatay Akademi Yayınları- 260. Baskı- 205 sf)
Kızgınlık, öfke, haksızlık, anlaşılmazlık vs duyan birisinin egosu canlıdır, aktiftir.
Tamamen iyi niyetli olunsa bile, bu kişiyle konuşurken, "sen öylesin, bu (ya da ben) böyle(yim)" şeklinde yaklaşılırsa, tartışma uzayacaktır. Çünkü ortada çakışan bir ikilik var ve bu yaklaşım, bu farkı uçuruma çevirecektir.
Gayet doğal olarak Alâeddin'in cevabı "Gökyüzünüz de güneşiniz de sizin olsun" diye gelir.
Pozitif psikolojide, "sen dili, ben dili" diye bir konu vardı. Çözüme gitmek için yaklaşımlarımızı değiştirmemiz söylenir. Kullandığımız cümlede, muhatabımızı hedef olarak göstermememizi önerir.
Kişiyi konuda dışlayan, tu-kaka edilen taraf değil; içerleyen, çözüme davet eden yaklaşımlar kullanılabilir.
Bir bankaya girdik ve işlem yapacağımız sırada, yandaki masanın müşteri temsilcisi, kızgın bir beden dili olan müşterisine "Bakın beyefendi! Size tekrar izah edeceğim. Bıdı bıdı... Şu an kızgınsınız, beni dinlemiyorsunuz, anlamıyorsunuz. Bıdı bıdı..." dedi.
Derya ile (Derya Akkaya, Yaşam Koçu ve Eğitmen) birbirimize bakakaldık.
Ortadaki sorunu çözmekten, çözüm için kafa yormaktan ziyade, karşısındaki kişiye ihale etme meyilliliğiydi bu tutum. Muhatabın anlama beceriksizliği düşüncesine değinmiyorum bile.
Sorun her ne ise, gerginlik bir adım daha büyüdü. Ta ki çocuk sıkılıp, ihaleyi kabul edinceye kadar.
Stres peki? Hat safhada tabi ki. Çözüm? Hayır.
Bu gibi bir anda, soruna objektif bakabilmek, çözümün iki tarafın da çıkarına olacağı şekilde yaklaşmak, bir iletişim yeteneği değil, beceridir. Yani üzerine düşülerek kazanılabilecek bir bakıştır.
Sorumluluğu yıkmak yerine birlikte göğüslemek, çözüme birlikte adım atmak ve anlayış göstererek anlayış beklemek, benzeri sorun anlarında basit koçluk yaklaşımlarından bazıları.
Sizin de işinizde bu tip aksaklıklar oluyorsa, bir koç ile bu tekniklerden faydalanabilirsiniz.
Sultan Veled'in sözleri bunlar. Babası Mevlanâ Celaleddin Rumi ile olan yakınlığından ötürü kızan, kıskanan ve fitnelik düşünen Alâeddin'e konuşuyor. (Aşkın Gözyaşları Şems-i Tebrîzi- Sinan Yağmur- Karatay Akademi Yayınları- 260. Baskı- 205 sf)
Kızgınlık, öfke, haksızlık, anlaşılmazlık vs duyan birisinin egosu canlıdır, aktiftir.
Tamamen iyi niyetli olunsa bile, bu kişiyle konuşurken, "sen öylesin, bu (ya da ben) böyle(yim)" şeklinde yaklaşılırsa, tartışma uzayacaktır. Çünkü ortada çakışan bir ikilik var ve bu yaklaşım, bu farkı uçuruma çevirecektir.
Gayet doğal olarak Alâeddin'in cevabı "Gökyüzünüz de güneşiniz de sizin olsun" diye gelir.
Pozitif psikolojide, "sen dili, ben dili" diye bir konu vardı. Çözüme gitmek için yaklaşımlarımızı değiştirmemiz söylenir. Kullandığımız cümlede, muhatabımızı hedef olarak göstermememizi önerir.
Kişiyi konuda dışlayan, tu-kaka edilen taraf değil; içerleyen, çözüme davet eden yaklaşımlar kullanılabilir.
Bir bankaya girdik ve işlem yapacağımız sırada, yandaki masanın müşteri temsilcisi, kızgın bir beden dili olan müşterisine "Bakın beyefendi! Size tekrar izah edeceğim. Bıdı bıdı... Şu an kızgınsınız, beni dinlemiyorsunuz, anlamıyorsunuz. Bıdı bıdı..." dedi.
Derya ile (Derya Akkaya, Yaşam Koçu ve Eğitmen) birbirimize bakakaldık.
Ortadaki sorunu çözmekten, çözüm için kafa yormaktan ziyade, karşısındaki kişiye ihale etme meyilliliğiydi bu tutum. Muhatabın anlama beceriksizliği düşüncesine değinmiyorum bile.
Sorun her ne ise, gerginlik bir adım daha büyüdü. Ta ki çocuk sıkılıp, ihaleyi kabul edinceye kadar.
Stres peki? Hat safhada tabi ki. Çözüm? Hayır.
Bu gibi bir anda, soruna objektif bakabilmek, çözümün iki tarafın da çıkarına olacağı şekilde yaklaşmak, bir iletişim yeteneği değil, beceridir. Yani üzerine düşülerek kazanılabilecek bir bakıştır.
Sorumluluğu yıkmak yerine birlikte göğüslemek, çözüme birlikte adım atmak ve anlayış göstererek anlayış beklemek, benzeri sorun anlarında basit koçluk yaklaşımlarından bazıları.
Sizin de işinizde bu tip aksaklıklar oluyorsa, bir koç ile bu tekniklerden faydalanabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


