yaratıcılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaratıcılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2013 Cuma

Eskimeyen dosttur defterler

Bazen arkadaşlarıma eski defterlerimden hediye eden bir megalomanım. Yarın bir gün büyük adam olursam, o defterlerde yazanlar çok değerli olacak...
Bir sürü de defterim var, çünkü Edison'un hayatından etkilenmiştim. Yaklaşık 35.000 defter doldurmuş ölene kadar. Benim daha binde biri ancak vardı, ama yazdıkça yazıyordum.
Neden?
Yazdıkça yeni fikirler açığa çıkıyor, düşünmek gibi değildir yazmak.
Yazdıkça da yazarsın, yazdıkça dökülürsün... Zihnindeki serseri mayınlar ortaya serilirler.
Tabi bir ara kendimi test ettim, klavyedeki hızım, el yazımdan 2 kat hızlı, 10 kat okunaklı çıktı. Miskinliğe de meyilli biri olduğum için, defterlerden biraz uzaklaştım.
Ama toprak gibidir defter...
Siz en fütürist mimari yapıları bile bildiğimiz çamurun üstüne inşa edersiniz değil mi?
Aynı şekilde en derin notlar da hala klavyeden değil, defterlerden çıkıyor ortaya...
Geçen gün Swarovski taşlı defter ve ajandalarıyla bildiğim bir firmanın pazarlama başkanıyla sohbet ediyordum; Acar Group'tan Mustafa Acar. İş yaşamındaki ince detaylarıyla zaten etkilemişti beni. Üzerine yeni baskı ürünleri, defterleri, butik kitapları vs de söz konusu olunca farklı, kaliteli şeyler diye yaymak istedim.
Mail geldi, e-ticaret sitelerini de yenilemişler, ben de yayınlıyorum: http://www.acar-store.com
Benim ilgimi en çok çeken ürün; http://www.acar-store.com/pinfo.asp?pid=130 oldu. (Kağıt tüketiminde çevreye katkı sağlamak için endüstriyel ormanların kullanıldığı ve kağıtların dönüştürüldüğü özel bir sistem ürünü bu defterler, çevreci yani)
Tavla sevenler, yaklaşan doğumgünümde http://www.acar-store.com/pinfo.asp?pid=101 linkinden hediye alabilirler bana :)
Hanımlar ise http://www.acar-store.com/pinfo.asp?pid=46 linkine bir göz atsın derim.
Baktım da bloga, biraz reklam gibi oldu. Olsun. Sevdim ben bu ürünleri, siz de bakın.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Akrebin Depresyon Morfini


Biliyorsunuzdur belki, akrepler ateşle çevrelenirse, kendilerini sokarak ölürlermiş...
Ateşte yanmamak için erkenden ölmek, nasıl olsa çıkış yolu da yok...

Bir arkadaşla konuşurken, Yahya'dan bahsederken konusu açılmıştı bu davranışlarının. Yahya, evimdeki misafirim, yetişkin bir akrep. Kendisiyle iletişim, stres ve özel hayat üzerine bazı çalışmalar yapıyorum.

Konu neden bir akrep beslediğim ya da bu çalışmaları yaptığım değil, akrebin az önce bahsettiğim gıcık özelliği olacak. Çünkü sadece akreplerde değil bu, bir çok depresif kişi, kurum, girişim ve projede de görüyorum.
Düşünün bir sıkıntı ile karşılaşıyorsunuz; çözmeye çalışıyorsunuz, olmuyor. Tekrar deniyorsunuz, olmuyor, tekrar deniyorsunuz Allah'ın hakkı üçtür diye ve yine olmuyor...
N'apıyorsunuz? En sık karşılaştığım cevap, projeyi rafa kaldırmak, durumu rafa kaldırmak, boyun eğmek kısaca...
Eğer rafa kaldırıp da yolunuza devam edemeyeceğiniz kadar kilit bir konumu varsa ne yapıyorsunuz?
Ağırlıkla kendinizi de rafa kaldırıyor, yaşamdan çekilebiliyorsunuz!

Neden peki?
Mistik yaratıklar, garip hayvanlar akrepler bile çözüm bulamazsa öldürüyor kendilerini...
Bence bu, akrebe dem vurarak kendini morfinlemek...

En sık kullandığım cümlelerden; "Dağına göre kar yağarmış"
Yani öyle bir sıkıntımız varsa, elbet çözümü de vardır, sadece yeterince saçmalamamışızdır henüz!!!

Gerçekleştirilemeyen bir fikirse, akla gelen herşey yapılabilir. Yapamıyorsanız, yeterince saçmalamamışsınızdır!
Piyasa koşulları, çevre baskısı, imkan yetersizliği... bahanelere rağmen yaratıcı bir perspektiften bakmamış, mantığın kalıpları arasında kalmışsınız demektir.
Oysa akrepler de burada saçmalasa, belki ateşten toprağı kazarak kurtulacaklar, belki sıçramayı başaracaklar... ama hemen burada da mantık ne diyor? Ateş toprağı kavurur, sıçrarken yanarlar yine ölürler... 3. bir yol gerçekten yok mu?
Çözümler mantıklarımızı yıktığımız, saçmaladığımız alanlarda saklı, görmek lazım ve denemek! (Saçmalamak üzerine yazılarım için buraya tıklayabilirsiniz)
Basit bir örnek vereyim mi? Kazandığım son referanslardan birinde görüştüğüm firma ve projelerinin paydaşları sıkışıp kalmıştı bir noktada ve akla yatkın her yolu da denemişlerdi, olmuyordu. Rafa kaldırmaya kararlılardı!
Farklı bir perspektiften baktık ve 3 ayrı çözüm yolları olduğunu fark ettiler. Ateşle çevrili olup da öldürmediler kendilerini, 3 milyon kişinin işini ve hayatını etkileyecek projelerini rafa kaldırmadılar, CAN'ını ortaya çıkardılar.
Ya siz?
Gerçekten her yanınız ateşle mi çevrili? Evet ise yeni soru: ateşe rağmen yol yaratamaz mısınız?
10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'ne denk geldi :)

29 Temmuz 2012 Pazar

Einstein'a Doğru Bursa'da Bir Adım

Einstein'ın beyni, ölümünden sonra incelenmek üzere hala saklanıyor, biliyor muydunuz?
Daha körpecik çocukken okuduğum bir makalede, beyninin normal bir insandan kat be kat daha yoğun olduğu yazıyordu. Böylece beyin kapasitesi çok daha gelişmiş oluyordu ve bu bir yetenek sanılıyordu.
Oysa zaman içinde bilişsel psikolojinin itibar kazanmasıyla konuya bakış değişti; bunun bir yetenek değil, beceri olduğu çıktı ortaya, özetle, beyin kapasitemizi geliştirebiliyoruz.
Çünkü Albert Beyin yaptığı şey, bilgileri, anıları, olguları, formülleri, kavramları değişik açılardan ele almak ve farklı bağlar kurmak. Böylece yeni bilgiler de edinerek beyin kapasitesini daha da artırabilmişti.
Peki bu, sadece ilahi bir ekibin bildiği ilahi bir sır mı?
Tabi ki hayır.

Zihnin çalışma sistemini incelediğimiz zihin haritalama teknikleri ve bazı bilimler ve özellikle bizzat yürüttüğüm psikolojik deneylerle oluşturduğum konsepti eğitim halinde sunuyorum, İlham Işıması Eğitimi.
İnovasyonel Düşünme Becerileri mantığında geliştirdiğim bu eğitimi, talep üzerine yine Bursa'da sunma imkanım olacak.

Ayrıca hafıza becerilerinden, uzun makaleleri not edebilmeye ve aylar sonra bile kolayca hatırlayabilmeye imkan veren, özellikle beyan üzerine çalışan insanlar için (psikolog, koç, avukat, doktor, öğrenci, sekreter, stratejik danışman vb) geliştirdiğim Üzenginin Yolculuğu isimli eğitimi de yine sunacağım.

4-5 Ağustos için Gülseren Karabulut Hanım'la iletişime geçebilirsiniz.
532 418 25 16 ve gulkozgen@ttmail.com üzerinden
veya www.nasildahaiyiyaparim.com üzerinden bilgi alabilirsiniz.
www.mustep.blogspot.com üzerinden de bu konuyla ilgili daha önce yaptığım bazı blog paylaşımlarını okuyabilirsiniz.

8 Temmuz 2012 Pazar

Davetlisiniz: Zihninizi Geliştireceksiniz!

Sıcak günlerde ferahlatan bir merhaba;
Farklı bakış açılarıyla esneyebilmek, ne kazandırır size?

Belki kişisel bir sorununuzu aşabilirsiniz, belki de bir inovasyon projesinde liderlik edersiniz... İşinizde, özelinizde, hayallerinizde ilham, yenilikçilik, yaratıcılık, inovasyonel düşünme becerileri ilgi alanınızdaysa, buyurun ! :)

Yenilikçi düşünme becerileri ve zihnin çalışma yapısını modellediğimiz İLHAM IŞIMASI Eğitimi hakkında bilginiz var mı? www.mustep.com/ilhamisimasi.hmtl linkinde bilgi bulacaksınız.

Bakmalısınız çünkü;
Herhangi bir kişisel gelişim eğitimi almamış olsanız da zihniniz çalışıyor değil mi?
Peki ya zihnin çalışma süreçlerini tanısanız, istemediğiniz zihinsel durumları hızlıca tespit edip, sorunlara hızla ÇÖZÜMLER YARATSANIZ...
Karşılaştığınız sıkıntıları FIRSATa çevirmek istiyorsanız,
Çalışanlarınızın uyum, performans ve vizyonlarını açmalarını bekliyorsanız,
Alışkanlıkları, psikolojik sorunları ÇÖZÜMe kavuşturmak istiyorsanız...
İlham Işıması eğitimine davet ediyoruz sizi.

Peki nedir bu İlham Işıması?
Zihin haritalama tekniğinin geliştirilmiş versiyonları, zihnin çalışma stili, İnovasyonel Düşünme Becerileri, yaratıcılık, yenilikçilik, farklı perspektifler geliştirebilme becerileri ve zihniniz üzerine çok daha fazlası...
Beyin ve düşünce yapılarını ele alan Bilişsel Psikoloji üzerine çalışan, Eğitmenimiz Mustafa Emin Palaz aktaracak.

15 Temmuz'da Derin Performans (Kadıköy, İstanbul) çatısında, 13:00-19:00 saatlerindeki eğitimimize katılım için Tamer Akın ile iletişime geçebilirsiniz:
0216 445 08 veya tamer@tamerakin.com

Etkinliğin Facebook sayfası: https://www.facebook.com/events/126655977474955/
Yaratıcılığınızdan hafızanıza birçok zihinsel gelişim sağlayan diğer eğitim programlarımız için web sitemize göz atın!

Keyifli günler diliyoruz.
mustep gelişim hizmetleri Ekibi
http://nasildahaiyiyaparim.com/

Daha detaylı bilgi ve sunduğumuz çözümleri, cozum@mustep.com adresinden öğrenebilirsiniz.

15 Haziran 2012 Cuma

Perspektif Geliştirmek Ne Kazandırır Ki?

Farklı bakış açılarına esneyebilmek, ne kazandırır bizlere?
Dilersek işimizde dilersek evimizde, ilişkilerimizde yepyeni bakış açıları, çözümler de getirmez mi?
Belki aşamadığımız bir kişisel sorun, belki de bir inovasyon projesi... 
Uzatmayayım, yenilikçi düşünme becerileri ve zihnin çalışma yapısını modellediğim İLHAM IŞIMASI Eğitiminden bahsetmek istedim.
Haziran Ayındaki son eğitimim olacak :)
İlham, yenilikçilik, yaratıcılık, inovasyonel düşünme becerileri ilgi alanınızdaysa, buyurun ! :)

Herhangi bir kişisel gelişim eğitimi almamış olsanız da zihniniz çalışıyor değil mi?
Peki ya zihnin çalışma süreçlerini tanısanız, istemediğiniz zihinsel durumları hızlıca tespit edip, sorunlara hızla ÇÖZÜMLER YARATSANIZ...
Karşılaştığınız sıkıntıları FIRSATa çevirmek istiyorsanız,
Çalışanlarınızın uyum, performans ve vizyonlarını açmalarını bekliyorsanız,
Alışkanlıkları, psikolojik sorunları ÇÖZÜMe kavuşturmak istiyorsanız...
İlham Işıması eğitimine davet ediyorum sizi.

Temel olarak zihin haritalama teknikleri, geliştirilmiş besleyici uygulamalar, NLP, bol sorgu ve hayata dair bir çok konunun işlendiği ilham ışıması eğitimi, 24 Haziran'da Jüpiter Danışma çatısında olacağız.


Mutlu günler,
Mustafa Emin Palaz
P Bu mesajı yazdırmadan önce lütfen çevreyi düşününüz

29 Mayıs 2012 Salı

Yaratıcılığa Uzanan İlahi Sihirli Değnek

Zihin üzerine konuşurken, zihin yönetimi, zihin haritalama, serbest çağrışım, inovasyonel düşünme becerileri, yaratıcılık gibi odakları ele alıyorum.
Özellikle zihin haritalama tekniği ve bunu geliştirme sürecimi anlatırken, yaratıcılığı geliştirmenin 3 yolunu paylaşıyorum.


  1. Einstein'ın yaptığı gibi ilişkilendirmek (alakalı ve alakasız şeyler arasında ilişkiler kurmak)
  2. Etkili koçluk ve terapi tekniklerinde ele alındığı gibi saçmalamak (şu an çok mutluyum, çünkü mantıklı olmasa bile rüyamda toprakta yüzdüğümü gördüm)
  3. Çok tasvip etmesem de yalan! Çünkü yalan söylerken kompleks ve kompakt düşünme becerilerinde gelişme oluyor. Tasvip etmesem de yalanın da yaratıcılığı geliştirme becerisini gözledim.
Son seminerimde bir soru üzeirne, bizzat deneyimlemediğim birşeyi eğitimlerimde anlatmadığımı söylemiştim.
Çünkü öyle!
Eğitim kurgularım %100 bana aitken, aktarımlarım da öyle olmalı.
Peki ama ben yalan söylemiyorken neden yalanı anlatıyorum?

Benliğimi daha da geliştirmek için, madem konuşarak iş yapan birisiyim, bu ağızdan kötü birşey çıkmasın düşüncesiyle, 8 aydır yalan orucundayım. Yapmadığım bir şeyi ise eğitimde önermem pek de sağlıklı gelmedi, hele ki sağlıksız bir eylemi önermiş olmak...

Buna bir çözüm tasarlarken aklıma Sevimli Canavarlar (Monsters Inc) adındaki çocuk filmi geldi. Çocukları korkutan öcüler, çığlıklarla kendi şehirlerine enerji sağlıyordu. Ama şans eseri kahkahayı keşfettiler ve çok daha büyük enerji kaynakları oldu.

Peki yalan için de geçerli olabilir mi?

Evet!
Bendeki değişime baktım ve yalandan daha etkili bir yöntem varmış meğer; yalansızlık!
Şeffaflık diye niteleyebilirsek eğer bu durumu, yaratıcılığı geliştirdiği gibi, özü, benliği, ruhsallığı, insanlığı, kendine güveni, başkalarına güveni, yaşamdan aldığımız keyfi, mutluluğu da geliştiriyor, besliyor.
Çünkü şeffaf olan kendidir.
Kendimiz ise özgün varlıklarız. Hayata özgün başlarız, zamanla eklediğimiz paketler sıradanlaştırır bizi.
Özümüz, özgünlüğümüz ise yaratıcılığımızın en hat safhasıdır.
Dolayısıyla yalandan arındırılan bir iletişim, yaratıcılığımızı geliştirmemiz için en sihirli değnektir.

4 Mayıs 2012 Cuma

İtiraf Ediyorum, Koçluk Bir Saçmalıktır

Evet, koçluk bir saçmalıktır. Para tuzağı değildir, ama sihir de değildir, gaz değildir, sadece saçmalıktır.
Belki bu işin uzmanı olduğumu söylemiş olabilirim.
Mesleğe ilk girdiğimde Türkiye'nin ve hatta dünyanın en genç profesyoneli olmuş olabilirim.
Koçluk teknolojisiyle birçok aşılmaz sanılan engeli aşmış ve hatta danışanlarımla da yollar kat etmiş olabilirim.
Üstelik koçluk ifadesini bir çok kişi yanlış ele alıyor, birbirlerine ahkam kesiyorken, bu işi layığıyla yapan koçlar olarak başkalarına ilham da dağıtmış olabiliriz.
Ama koçluk, bir saçmalıktır.

Bilişsel psikolojide güven alanı diye bir şey vardır, kendinizi iyi hissettiğiniz bölgelerdir.
Aslında iyi hissetmeseniz bile, ne olduğunu, nelerin olabileceğini bildiğiniz, emin olduğunuz, pek sürprizlerle karşılaşılmayan bölgedir.
Risk yoksa kazanç da yoktur felsefesini gösteren bir yerdir. Riski yoktur, kazancı da yoktur haliyle, geliştirmez insanı.
Herşey normaldir orada. 
"Normal."
Ne kadar severiz bu kelimeyi, değil mi? Anlamı norma uygun demek. Norm ne demek? Kalıp.
Yani size desem ki, "kalıplara göre yaşıyorsunuz" diye, direnç gösterirsiniz, ama "normal formlarda yaşıyorsunuz" desem, NORMAL algılayacaksınız beni.

Peki kalıplar nasıl aşılır?
Düz mantık gidersek, kalıpları aşabilecek bakış açıları geliştirerek aşabiliriz.
Kalıpların ötesinde nasıl bakabiliriz pekala? 
Yabancı terminolojide kutu dışı düşünme diye bilinen, içimizdeki kutulardan kafamızı sıyırarak baktığımızda.
Ya da direnç gösterdiğimiz üzere, sıradışı düşünerek.

Sıradışı düşünme becerileri geliştirebilmenin ise 3 yolu var benim bildiğim; yalan (tasvip etmiyorum), ilişkilendirme becerisi (zihin haritalama ve geliştirdiğim eğitimlerimde detaylı şekilde bu beceriyi ele alıyorum) ve saçmalamak.

Başarılı koçluk çalışmalarında da, en azından benim stilimde, yaptığımız şey saçmalamak.
Mesela danışan kişi kariyerinden memnun değil. Her şeyin yolunda olduğunu düşünüyor; ücret, yan gelirler, statü, kurumsal itibar vs... Ama memnun değil. Saçmaladık ve esas memnuniyetsizliğinin, kocasının yaptığı işe saygı duymaması olduğu çıktı. Bunu normal düşünme sistemleriyle ne kadar etkili elde edebilirdik ki...

Bir dostumun canı sıkkındı. Sebebini sordum, sağlık problemleriymiş. Hayırdır dedim, eski bir hastalığı nüksetmiş. Ona hastalıkların altındaki psikolojik bağları bulup çözelim dediğimde saçma bulmuştu :) Ama izah ettim, biraz motive ettim ve yine saçma sapan sorular sordum. Güle güle, dalga geçerek cevapladı ve meğer bir arkadaşı çok canını sıkmış, bu da farklı bir şekilde bedenine yansımış. Hastalığı kaynaklı can sıkıntısı gitti, neşeli bir çözüm süreci başladı. (Bir ara anlatacağım hastalıkların psikolojik tetikleyiciliğini, şimdi dikkat dağılmasın)

Dünkü düşünme kalıpları, sizi yarına hazırlayabilir, ama götürmez.
Farklı bakmalısınız konulara, olaylara, olgulara.
Koçluk bu sebeple bir saçmalıktır. Saçmalatır sizi, "hadi canım" diyeceğiniz bakış açıları geliştirmenizi sağlar. Hemen akabinde de başarılı koçluk çalışmaları, bu saçmalamaların altındaki mantığı izah eder.

Bu konuda merakı olan herkesle deneylerimi, bulgularımı, deneyimlerimi paylaşmaktan keyif duyarım. Eğer farkında olmadan koçluğu kalıplar halinde ele alan bir yaşam koçuysanız sevgili okurum, size de kapım sonuna kadar açık :) Neticede mesleğimizin başarı çıtasını yükseltmek de bize düşen görevlerden.

Saçması seçmesi bol anlar diliyorum,

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Zihin Haritalama Eğitiminde Ne Yapıyoruz?

Düşüncelerin görsel ilişkiler sayesinde ifade edilmesidir bu tekniğin özü.
Da Vinci'ye, hatta Aristo'ya uzanır kullanımı. Bilişsel Psikoloji'nin incelediği bu yöntemi, Tony Buzan yaygınlaştırdı.
Mustep Gelişim Hizmetleri ise zaten toplantılarında ve proje çalışmalarında kullandığı bu tekniği daha da geliştirdi ve artık bir eğitim ile sizlerle paylaşıyor.
Böylece verimi, etkinliği ve kullanım alanı daha da artmış oldu.
Ne yapıyoruz?
Düşüncenin yapısı, zihin, hedefler, odaklanabilme, öyküleme becerisi, kuantum, kendini analiz, hayallere dair fırsatlar ve riskleri irdeliyoruz. Bu sayede kararsızlıkları ve engelleri çözüp, olasılıkları avantaja dönüştürüyor ve en önemlisi; düşüncelerimizi eyleme geçirebiliyoruz. En önemli katkı ise alışılanın dışında düşünme becerisi edinmemiz ve bunu geliştirmemiz.
Zaten süreç sonunda kendinizi eylem hazırlıklarında buluyorsunuz, yüzünüzde cesur ve güven dolu bir gülümseme ile birlikte.
Sosyal yaşamda karşılaşılan kafa karışıklığı, kararsızlık, "ne yapabilirim" sorusu gibi genellikle cevapsız kalan sorular için de uygulayabiliriz,
İş hayatında sorun tespiti, çözüm yaklaşımları, inovasyon, karar toplantıları, verim toplantıları gibi alanlarda da başvurabiliriz.
Kabaca listelersek;
Ders notları alırken de kullanabilirsiniz,
Toplantı yürütürken,
Karar alırken, 
Herhangi bir fikri projelendirirken,
Fiyat politikası oluştururken,
Tatil programı planlarken,
Yapılacaklar listesi hazırlarken,
Reklam mecralarını araştırırken,
Bir sorunu tespit etmeye çalışırken,
O soruna çözüm ararken,
Bir hayalinizi, somut adımlara dönüştürürken,
Herhangi bir kafa karışıklığı anında kendinizi yoklarken...
5'er saatlik 2 ayrı modülden oluşan eğitimimizin ilk modül konu başlıkları:
Zihin Haritası nedir, ne işe yarar, nerelerde kullanılabilir, nasıl kullanılabilir?
Düşünme biçimleri ve gözden kaçacak kadar basit tüyolarla geliştirebilme yöntemleri eşliğinde Beyin Fırtınası, Not Alma, Toplantı Yürütme ve Zamana Karşı Proje Kurgulama üzerine pratikler yapıyoruz.
İkinci modül ise Zihin Haritası ile Kendine Koçluk Yapabilme Eğitimi:
SWOT'u daha etkin kullanabilmek ve iç destek sistemine değiniyoruz.
SWEET yöntemini paylaşıyoruz (kendimiz kurguladık ve pilot çalışmalar yüksek takdir gördü)
Hikayelendirme becerisi uyguluyoruz.
Eğitim sonunda da hedefsiz arkadaşlarımız hedef belirlemiş oluyor, kendini tanımayan dostlar kendileriyle tanışıyorlar ve en güzeli, gülen gözlerle teşekkür edecek kadar mutlu ayrılıyorlar.
Beyin ve yaratıcılık üzerine odaklanan çeşitli yaklaşımları içeren uygulamalarımız sayesinde beyninizin kabiliyeti ve saklı gücünü açığa çıkardıkça, kendinizle gurur duyacaksınız.
Fikir vermesi açısından, klasik Zihin Haritaları'ndan bir örnek paylaşıyoruz, İleri Düzey Zihin Haritaları için ise, iletişime geçmenizi öneririz.
PDF formatında sunumumuzu incelemek için buraya tıklayarak ilgili dosyayı indirebilirsiniz.

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Dünyada değerler yitip giderken kendime sorabiliyor muyum: "Değerlerime ben ne kadar sahip çıkıyorum" diye?


Bugün, Brahma Kumaris Meditasyon ve Kişisel Gelişim Derneği'nin Bolonya merkezinden bir eğitmenin, Antonella Ferrari'nin bir seminerindeydim. Konu da cesaret, güven ve yaratıcılık.
Bu kez kendi düşüncelerime değil, aldığım notlara yer vereceğim. İtalyanca'dan çeviri sebebiyle biraz anlam kayması olabilir, yine de olabildiğince düzeltmeye çalışacağım.

Başarılı da olabilirsiniz başarısız da, ama bir öncü durmaz, engelleri aşar.
Cesaret, güven ve yaratıcılık sayesinde yeni yöntemler ve düşünce yapıları keşfederiz.
En büyük ihtiyacımız cesarettir.
Normal olarak dışarıya bakarız. Ama içeriye bakmak, içeriyi gözlemlemek daha zordur, büyük bir cesaret ister, öyle ki en büyük cesareti ister.
Cesaret, korktuğumuz halde, korkmamıza rağmen hareket edebilme kabiliyetidir.
İçe doğru, kalbe doğru yolculukta derinleştikçe, yaratıcılığımız da artacaktır.
Korkmuş bir insan nasıl hisseder?
Kendinden memnuniyetsizdir, mutlu değildir, kaçmaya çalışır.
Pekala durup yüzleşebilmek nasıl bir duygudur?
Cesaretimiz olduğunda olayları şekillendirebiliriz. Olmadığındaysa kaçmaya meyilliyizdir.
Kaçmak yerine yüzleşme erdemine çalışsak, yaratıcılığımızla yeni yollar bulabiliriz.
Cesaretimizin olmadığını düşünüyorsak, sahip olduğumuz amaçlarımız doğrultusunda bunu deneyimleyebiliriz. Tıpkı cesaretsiz bir anne veya babanın, bir tehlike karşısında çocuğunu aslanlar gibi koruması gibi... Bu erdemi edindikten sonra da geliştiririz, geliştirmeliyiz.
Yaşamak için neye ihtiyacımız var?
Bilinç seviyesine, dengeye, değerlere...
Dünyada değerler yitip giderken kendime sorabiliyor muyum: "Değerlerime ben ne kadar sahip çıkıyorum" diye?
Dışarıda işler kötü olabilir olabilir, kötü insanlar, kötü hükümetler, kötü patronlar, ... Ama onları bir kenara bırakıp "ben neler yaptım?" diye sorguladık mı?
Yıllar öncesinde, elimde herşeyim vardı, çok iyi bir yaşantım... Dilediğim herşeye sahiptim ve birşey istersem sahip olabilirdim.
Ama yolda yürürken birden durdum ve sordum kendime: "mutlu muyum?"
Etrafımda herşey vardı, ama herşey maddeydi, maddelerle çevrilmiştim. Oysa ki kendimle iletişimim bozuktu, kendimi yeterince iyi anlayamıyordum, birşeyler eksikti.
Oysa ki mutluluk; doluluktur.
Dünya bizi tüketmeye iter, daha çok tüketmeye. Ama kalbimiz, başka şeylere ihtiyacımız olduğunu söyler.
Kendime güveniyor muyum? Pekala sadece kendime değil, etrafımdaki insanlara da güveniyor muyum?
Etrafımdaki insanlar, bana kendimi güvende hissettiriyorlar mı?
Çevremizde cesaretimizi kıracak insanlar vardır, ancak cesaretlendirecek insanlar da vardır, onları arayıp bulmamız lazım.
Eğer ben karşımdaki insana güveniyorsam, yaptıklarında, yapacaklarında onu cesaretlendirebiliyorsam, bana da öyle davranırlar ve kendime de öyle davranırım.
İnsanları gözlemlerken iki sorun dikkatimi çekti; ya hiç düşünmüyorlar ya da çok düşünüyorlar. Öyle çok düşünüyorlar ki, düşüncelerinin anlamlarını kaybediyorlar.
Duydukları, ama anlamını anlamadıkları cümleler söylüyorlar.
Kendi mantık süzgecimizi kullanmıyoruz şeklinde bir sonuç getiriyor bu da bana. Kendi mantık süzgecimizi kullanmıyoruz, olduğu gibi alıyoruz. Yaratıcılığımızı kullanmıyoruz.
Michalengelo için dostu Lorenzo der ki: "Senin yaptığın; güzeli görme sanatıdır!"
Yaratıcılık, güzeli görmektir, görebilmektir, onu tekrar yapılandırabilmektir, olanı olduğu gibi almak değil, içimize almaktır.
Sonuçta bunlar ruhsallıkla ilgili konular ve ruhsallık pratikte olmalıdır, gündelik yaşamda yer almalıdır.
Öğrendiğim ne varsa yarın, hatta hemen bu gece sorgulamaya, irdelemeye başlamalıyım.
...
Antonella Ferrari*
İtalya Kültür Merkezi
Beyoğlu/İstanbul
27/07/2010
-------
Antonella Ferrari, Livorno'da doğmuştur, 25 yılı aşkın bir süredir kişisel gelişim eğitmenliği yapmaktadır. Milano Üniversitesi'nden mezun olan Ferrari, Yaşayan Değerler Derneği’nin başkanlığı ve lider eğitmenliği görevlerini yürütmüştür. 4 kez "Uluslararası Sanat Forumu"nu düzenlemiş ve Radio Internazionale'de programlar yapmıştır. "Özgürlük Şarkısı" kitabının yazarıdır. Halen, Bologna'da yerleşiktir ve oradaki Brahma Kumaris Merkezi'ni koordine etmektedir.

9 Temmuz 2010 Cuma

Yeni bir kıyı tanımaya çalışırken, bugün okyanusu anlattı biri bana

Güya zekiyim, bir konuya, kendimi bile çürütebilecek, kendimden farklı yaklaşımlar getirebiliyorum...
Ama sonuçta "bir"im.
Bu ukala kısır döngüden ötürü, projelerimle ilgili büyüklerime ulaşmaya çalışıyorum.
Bugüne kadar randevu konusunda en erken geri dönen (1 gün sonra) bir iş adamından bahsetmek istiyorum: İhsan Elgin.
Kendisini 2009 Global Girişimcilik Haftası'nda Turkcell'in bir etkinliğinde dinlemiştim kısaca. Öyle uzun uzun birşeyler paylaşmamıştık, ancak aklımda yer etmişti, farklı gelmişti, yaratıcıydı, enerjikti, vs...(sonrasında İhsan Bey'in bu yaratıcılığına bir kez daha değineceğim)
Bu sabaha randevulaşabildik, öyle ki çok dakikti, bir yeni örnek daha olmuştu bana. Samimiydi, kendisini yukarı veya karşısındakini hor görmüyordu, seviyeliydi, sonuç odaklı olduğu anlaşıldığı gibi sizi de sonuca çekebiliyordu. Burada karakteri gibi ilgi alanları da gayet etkindi tabi ki. Süper bir mentorluk aldım diyebilirim, öğütler de cabası.
İhsan Bey'in sayesinde bugün, üzerinde pek de hakimiyet kuramadığım ikinci projemde çok büyük adımlar attım.
İnovasyon kültürüyle ilgili, aklımda ocak-şubat gibi yoğunlaşmak varken, bunu ekime, kasıma çekebileceğimi düşünüyorum artık.
Olumlu geri bildirimleri, farklı bakış açıları, yardımsever yaklaşımı için ne kadar teşekkür etsem az.
Umarım her iş fikri olanın başvuracağı işadamı da en az İhsan Bey kadar sıcakkanlıdır.