reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Zihin Haritalama Eğitiminde Ne Yapıyoruz?

Düşüncelerin görsel ilişkiler sayesinde ifade edilmesidir bu tekniğin özü.
Da Vinci'ye, hatta Aristo'ya uzanır kullanımı. Bilişsel Psikoloji'nin incelediği bu yöntemi, Tony Buzan yaygınlaştırdı.
Mustep Gelişim Hizmetleri ise zaten toplantılarında ve proje çalışmalarında kullandığı bu tekniği daha da geliştirdi ve artık bir eğitim ile sizlerle paylaşıyor.
Böylece verimi, etkinliği ve kullanım alanı daha da artmış oldu.
Ne yapıyoruz?
Düşüncenin yapısı, zihin, hedefler, odaklanabilme, öyküleme becerisi, kuantum, kendini analiz, hayallere dair fırsatlar ve riskleri irdeliyoruz. Bu sayede kararsızlıkları ve engelleri çözüp, olasılıkları avantaja dönüştürüyor ve en önemlisi; düşüncelerimizi eyleme geçirebiliyoruz. En önemli katkı ise alışılanın dışında düşünme becerisi edinmemiz ve bunu geliştirmemiz.
Zaten süreç sonunda kendinizi eylem hazırlıklarında buluyorsunuz, yüzünüzde cesur ve güven dolu bir gülümseme ile birlikte.
Sosyal yaşamda karşılaşılan kafa karışıklığı, kararsızlık, "ne yapabilirim" sorusu gibi genellikle cevapsız kalan sorular için de uygulayabiliriz,
İş hayatında sorun tespiti, çözüm yaklaşımları, inovasyon, karar toplantıları, verim toplantıları gibi alanlarda da başvurabiliriz.
Kabaca listelersek;
Ders notları alırken de kullanabilirsiniz,
Toplantı yürütürken,
Karar alırken, 
Herhangi bir fikri projelendirirken,
Fiyat politikası oluştururken,
Tatil programı planlarken,
Yapılacaklar listesi hazırlarken,
Reklam mecralarını araştırırken,
Bir sorunu tespit etmeye çalışırken,
O soruna çözüm ararken,
Bir hayalinizi, somut adımlara dönüştürürken,
Herhangi bir kafa karışıklığı anında kendinizi yoklarken...
5'er saatlik 2 ayrı modülden oluşan eğitimimizin ilk modül konu başlıkları:
Zihin Haritası nedir, ne işe yarar, nerelerde kullanılabilir, nasıl kullanılabilir?
Düşünme biçimleri ve gözden kaçacak kadar basit tüyolarla geliştirebilme yöntemleri eşliğinde Beyin Fırtınası, Not Alma, Toplantı Yürütme ve Zamana Karşı Proje Kurgulama üzerine pratikler yapıyoruz.
İkinci modül ise Zihin Haritası ile Kendine Koçluk Yapabilme Eğitimi:
SWOT'u daha etkin kullanabilmek ve iç destek sistemine değiniyoruz.
SWEET yöntemini paylaşıyoruz (kendimiz kurguladık ve pilot çalışmalar yüksek takdir gördü)
Hikayelendirme becerisi uyguluyoruz.
Eğitim sonunda da hedefsiz arkadaşlarımız hedef belirlemiş oluyor, kendini tanımayan dostlar kendileriyle tanışıyorlar ve en güzeli, gülen gözlerle teşekkür edecek kadar mutlu ayrılıyorlar.
Beyin ve yaratıcılık üzerine odaklanan çeşitli yaklaşımları içeren uygulamalarımız sayesinde beyninizin kabiliyeti ve saklı gücünü açığa çıkardıkça, kendinizle gurur duyacaksınız.
Fikir vermesi açısından, klasik Zihin Haritaları'ndan bir örnek paylaşıyoruz, İleri Düzey Zihin Haritaları için ise, iletişime geçmenizi öneririz.
PDF formatında sunumumuzu incelemek için buraya tıklayarak ilgili dosyayı indirebilirsiniz.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Sayfalar arasında reklam


Bir süredir merak ediyordum, bir sonraki reklam mecrası neresi olacak diye.
Yatırım yapacağımdan değil, ama merak işte...
En son aklıma gelen yollardan birisi, iPAD çılgınlığının körüklediği e-XYZ serileri... e-alışveriş, e-tv gibi, bunlar gibi uzun bir süredir var olmasına rağmen, yeni yeni trendleşen e-kitap ilişti gözüme.
Ben sayfaları çevirirken, tıpkı şu an çeşitli dizi sitelerinde olduğu gibi, nasıl ki onlar dizinin orta yerinde reklam çıkartıyorlar, burada da sayfaların arasında birşeyler mi olacak diye düşündüm. Ama üzerine düşmedim.
Bir farklı reklam mecrası da, bir arkadaşımın ilgilendiği ve birlikte geliştirdiğimiz bir proje. En kaba özetiyle reklamların görsel senaryoya yedirilmesi...
Az önce ise http://www.girisimciyim.org'ta bir haber gördüm.
Bu iki düşüncenin karışımı bir proje söz konusu: ABD'li yazarlardan Harry Hurt, son kitabında, bazı kurumların reklamlarını hikayesine entegre etmiş.
Bu konuya kendi ağzından yorumu ise; "Yayıncılık sektörü düşüşteydi, ekonomi kötüydü. Bense yazı yazmaya devam etmek istiyordum. Bunu yapmak için yazının bir şekilde kendi parasını çıkarması gerekiyordu".
Bu yorumu dikkate alınca, girişimciliğin uygulanabilirliği ve faydaları da göze çarpıyor.

13 Ağustos 2010 Cuma

Çamur mu, ense mi?

Az önce bir afiş gördüm "Ya işsize iş bulun ya da defolun"
Hükümetin istihdam yaratması, zorunlu ödevlerin arasında olmasa da, devletin bekâsı için gerekli görülür.
Ancak KOSGEB destekli aldığım bir eğitimde, bir kişilik istihdamın, 2009 verilerine göre devlete külfeti 289.000TL idi.
Bunun yanında ise, o bir kişi, bir fikir edinip onu besleyerek ya da mevcut bir fikri destekleyerek, bundan çok daha düşük maliyetlere, kendi istihdamını yarattığı
gibi, başkalarına da istihdam sağlanabilir.
Ve devlet mercileri, bunun için desteklerde de bulunuyor.
Ama...
Yakınlarda bir gün, yeni tanıştığım birisiyle sohbet ediyordum.
Önümüzden geçen otobüste de ÇiçekSepeti.com reklamı vardı.
Eleman başladı söylenmeye.
"Bu firma yüzünden 3 öğrencim işsiz kaldı.", "Kesin belediyeden tanıdıkları vardır, otobüslere reklam, oraya buraya reklam... piyasayı sildiler süpürdüler", "Bunlar parayı toplarken benim arkadaşlarımsa günü kurtarırsa kâr diyorlar"... falan filan.
Kullanıcısı olmasam bile, değişik bir iş fikri olduğuna göre, kazanç sağlamış olacağını, onun tanıdıklarının da piyasa pazar payı kalmamışsa, yeni ve değişik birşeyler bulmalarının verimliliği üzerine konuştuk biraz.
Henüz söylediklerimin etkinliğini irdelemeden söylediği ilk cümle; "o dediğin şey; liberalizmi savunmak olur".
Gülümsedim. Yaptığım şey bir görüşü savunmak değil, sorun addedilen bir duruma çözüm olarak alternatif üretmekti.
Ama sohbetin devamını tahmin edebilirsiniz.
Düşüncelerimi çürütmeye çalışmış ve yerine bir çözüm koyma çabasına da girmemişti.
Ne zaman ki bu yaklaşımı dilinden de döküldü, "bak, şimdi çürüteceğim" dedi,...
İkimizin de düşüncelerini toparlayıp sohbetin seyrini ve konusunu değiştirdim.
İktisatta üzerinde durulan konulardan birisi de istihdam ve enflasyon arasındaki politika seçimi. Yani ya enflasyonu düşürmeye yönelik politikalar yapılır ve işsizlik artar ya da tam tersi... Klasik savunu bu şekildedir.
Ancak hem enflasyonu düşürmek hem de işsizliğin artmasını engellemek, yani istihdam artışı, ancak girişimcilikle mümkün oluyor.
Devletin istihdam yaratması için harcama yapması enflasyonu artıracaktır ve birey kendisini tüm alemden ayıran o güzel beynini kullanarak bir ley icra etmek isterse devlet zaten artık destekliyor.
Oysa o arkadaşımın "azıcık aşım, kaygısız başım" mantığında olursak, ne kadar yaratıcı, ne kadar üretici, ne kadar gelişimci olabiliriz?
Haliyle insan merak etmiyor mu? Üretmek mi niyetimiz, yoksa ense yapmak mı? Belki de yapanı örnek alıp motive olmaktansa, ona çamur atmak daha eğlencelidir...
----
Girişimcilikte devlet destekleri konusunda çalışmalarla ilgili bir bilgi gerektiğinde iletişime geçebilirsiniz.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Tütüyor Arkadaş


Çocukluğumda binaların yola bakan, büyük düz cepheleri boyanarak yapılıyordu dış mekan reklamcılığı, hatırladığım kadarıyla.
Zamanla billboardlar eklendi sokaklara.
Derken inşaatların koruma duvarları neden kullanılmasın diye düşünüldü sanırım. HSBC'nin saldırı sonrası yenilenen binasının inşaatı ya da Şişli'de, mezarlık arkasındaki inşaat...
Otobüsler turlarken neden reklam yapmasın denilip giydirilmedi mi?
Şoför koltuğunun arkasında duran plastik panoya duyuru asan insanlar, neden reklam da konmasın demiş bir ara.
Oraya reklam asılabiliyorsa, elimizle dayandığımız ve sık sık baktığımız tutacaklara yapılamaz mıydı?
Kim bilir, belki yakında biletimizi okuttuğumuz alanda da seyir esnasında reklamlar yayınlanır ya da bilet okuma mesajları; "Bıdı Bıdı Gazetesi iyi günler diler", "Yardımlarınızla var olan Mehmetçik Vakfı, biletinizin bittiğini uyarır"...

Billboardlara dönelim yine.
Birbirine atıfta bulunan yan yana reklamlar kullanıldı ama yöntem olarak sanırım esas tutulan, yanlamasına kocaman reklamlardı.
Devamında ne olur demiştik ki birşeyler kondu billboardlara, sandalyesinden mankenine... İki boyutlu sıkıcılık gitti. Hemen ardına o konuyorsa, ışık neden olmasın ki dendi, LED'leri döşediler ve görsel güzellik de arttı. Mesela sanırım PS3'ün reklamıydı, adamın gözlerinde ve fondaki şimşeğin ışıkları çok çekici yapmıştı...
Az önce ise, Knorr'un yeni bir reklamını gördüm. Çorbayı tüttürmüşler arkadaş. Kokusu da olacağını sanmıyorum, ama çorba görselinin üstünden buhar veriliyor...
Tebriklerimiz reklam sektörümüze gidiyor.
Umudum radyo reklamlarında da gelişme olması.

Farklı bir reklam anlayışı


Dün akşam Brahma Kumaris Derneği'nde bir akşam yemeği buluşması vardı.
Keyifliydi. Orada geçirdiğim her saniye, beni ayrı dünyalarda hissettirebiliyor zaten.
ama sadece yemek yemek yemedik, öncesinde ruhsal gelişim üzerine biraz sohbet de yaptık, hoş bazı oyunlar oynadık.
Birinden bahsetmek istiyorum: sevdiğimiz bir erdemi seçecek ve onun reklam metnini yazacaktık, sonunda diğer misafirler bunu tahmin edeceklerdi ve satılsaydı, almak isterler miydi diye kurguladık.
Tavsiye olunur bir oyun:) sonuçta kendinizi yoklayıp hem bir envanterinizi çıkarmış olabilirsiniz hem de belki de en öncelikli erdeminiz üzerine yaşamadığınızı fark edip değişikliklere gidebilirsiniz.
Ben benimkini paylaşmak istedim. Metinde ne olduğu yazmıyor, biraz düşünün, tahmin edin isterim. Ama cevabınızı kontrol etmek için, yazının altındaki "etiketler" yazan yerde görebileceksiniz.
Vitrine konulabilseydi, alır mıydınız böyle bir erdemi?
Eğer bir yere gidiyorsanız, yolunuz benimle yapılmıştır ve o yolu benimle aşabilirsiniz.
Gittiğiniz yerin kapısını benimle yapmışlardır ve o kapıyı da ancak benimle açabilirsiniz.
O kapının ardında ne göreceğinizi benimle öğrenebilirsiniz ve ona göre de benim sayemde hazırlanabilirsiniz.
Üstünde durduğunuz da benim ürünümdür, üzerinize örtülen de...

22 Temmuz 2010 Perşembe

Kanyon düşmüş!


Dün akşam metrodan indim Levent durağında. Daha ilk adımlarımda birşeylerin farklı olduğunu hissetmiştim.
İndiğim noktadaki merdivenlerin nereye gittiğini, istikameti biliyordum. Ama yine de kontrol etmek istedim ve birşey eksikti. Neydi, çözemedim.
Sonra merdivenleri çıktım ve o sırada fark ettim, yön levhalarında Kanyon yazısı silinmiş.
Hani ben abartıyorumdur diye düşündüm, yapışkanlı bir yazıyı niye söksünler ki... Düşmüştür o.
Ardından baktım, sonraki levhalarda ise ya yine DÜŞMÜŞ o "KANYON" yazan yapışkanlı harfler ya da üzeri beyaz kağıtlarla örtülmüş.
Aklıma iki şey geldi;
Ya Kanyon, metro çıkışlarındaki yönerge levhalarında, adının bulunduğu yere cingıllı garip birşeyler yapacak, böyle yanar dönerli KANYON yazıları felan... Ve bu sebeple adının yazılı olduğu noktaların okunmasını engelledi...
Ya da Ulaşım AŞ (metroların ve diğer bilimum ulaşım araçlarımızın işletmecisi) "Kanyon kardeş, biz levhalarımızda senin adını yayınlıyoruz, e bize reklam vergisi vermeyi düşünmüyor musun?" demiş olabilir.
Hmm, şimdi düşündüm de, pek sevgili belediyemiz, "Yön levhalarında alışveriş merkezi gibi ticari kuruluşların adının anılması, bilinirliklerine fayda sağladığı için haksız rekabete neden oluyor, işbu sebeple yön levhalarından isimlerinin derhal kaldırılması" gibi bir karara varılmış olabilir.
Bu merakımı orada cevaplayacak kimseyi bulamadım.
Bir şekilde ulaşacağım ama Ulaşım AŞ'nin bu hareketinin sebebi neymiş diye.