çözüm yaratmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çözüm yaratmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2013 Salı

Çözüm Çözüm Dediğin Nedir Gülüm?

Çözüm bir yetenek değil, beceridir.
Çözüm bir lüks değil, zorunlu ihtiyaçtır.
Çözüm bir çaba değil, hâldir.
Geçtiğimiz günlerde bir yönetici grup ile zorlu bir projelerinin lansman hazırlığındaydık. Dostumun müşterisi olan firma, bir sürü veri eksikliği dahilinde, sezonunun açılışına ürün yetiştirmeye çalışıyordu.
Ama pazar hakkında yeterli veri alınamıyordu. Bazı adımlarda kanuni kısıtlar vardı. İlgili yönetmelikler aşılsa bile saha personeli güven doğurmuyordu. Rakiplerle arada uçurum vardı. Rakiplerin işi nasıl yürüttüğüne dair rasyonel bir veri edinilemiyordu. Vs…
Dostum olan firma, müşterisine yardım etmemi, süreç üzerine olasılıkları ortaya dökmemi rica etti. Ben de gittim, kendi geliştirdiğim zihin haritalama teknikleri ve bol da koçluk becerileri ile yöneticilerin zihnine yolculuk ettim.
Bir sürü gedik çıktı, hatta bir an “yoksa çözemeyecek miyiz” diye de geçti aklımdan. Bu güne kadar en karmaşık projelerin bile altından kalktık sektör ayrımı olmadan, yoksa ilk kez kayaya mı tosladım
O anda Tanrılar Okulu kitabından bir cümle zihnimde belirdi: “Çözüm üretmeyi bırak, çözümün kendisi ol!
Derin bir nefes aldım, biraz sesli saçmaladım, (saçmalamanın faydaları üzerine bir yazımı okumak için tıklayın) yöneticilere koçluk yaparak onların da saçmalamalarına yardım ettim. Sonra da yepyeni bir “pazarlamada konumlama” tekniği geliştirdim. Tabi masadaki pazarlama yöneticim bunun asimetrik pazarlama diye bir teknik olduğunu söyledi, ancak daha önce kullanmamış.
Yani yeni bir şey keşfetmemiştim aslında, ama kendi içimdeki çözüm hali, dahil olduğum, modere ettiğim sürecin çözümüne kocaman bir ivme katmıştı.
En karmaşık problemlerinizde derin bir nefes alın. Sakin bir nefes daha alın, sonra bir nefes de.
Çözüm olmayı düşünün. Zihninize bunun için biraz zaman verin, izin verin.
Çözüme kavuştuğunuzda nasıl bir duygu halinde olacağınızı hayal edin mesela.
Biraz daha bekleyin ve bu sırada sakince nefesler almaya devam edin.
Azalan stres duygusunun açığa çıkardığı çözümleri göreceksiniz.
Çünkü siz de çözümün kendisi olmaya başlamışsınız!

10 Ekim 2012 Çarşamba

Akrebin Depresyon Morfini


Biliyorsunuzdur belki, akrepler ateşle çevrelenirse, kendilerini sokarak ölürlermiş...
Ateşte yanmamak için erkenden ölmek, nasıl olsa çıkış yolu da yok...

Bir arkadaşla konuşurken, Yahya'dan bahsederken konusu açılmıştı bu davranışlarının. Yahya, evimdeki misafirim, yetişkin bir akrep. Kendisiyle iletişim, stres ve özel hayat üzerine bazı çalışmalar yapıyorum.

Konu neden bir akrep beslediğim ya da bu çalışmaları yaptığım değil, akrebin az önce bahsettiğim gıcık özelliği olacak. Çünkü sadece akreplerde değil bu, bir çok depresif kişi, kurum, girişim ve projede de görüyorum.
Düşünün bir sıkıntı ile karşılaşıyorsunuz; çözmeye çalışıyorsunuz, olmuyor. Tekrar deniyorsunuz, olmuyor, tekrar deniyorsunuz Allah'ın hakkı üçtür diye ve yine olmuyor...
N'apıyorsunuz? En sık karşılaştığım cevap, projeyi rafa kaldırmak, durumu rafa kaldırmak, boyun eğmek kısaca...
Eğer rafa kaldırıp da yolunuza devam edemeyeceğiniz kadar kilit bir konumu varsa ne yapıyorsunuz?
Ağırlıkla kendinizi de rafa kaldırıyor, yaşamdan çekilebiliyorsunuz!

Neden peki?
Mistik yaratıklar, garip hayvanlar akrepler bile çözüm bulamazsa öldürüyor kendilerini...
Bence bu, akrebe dem vurarak kendini morfinlemek...

En sık kullandığım cümlelerden; "Dağına göre kar yağarmış"
Yani öyle bir sıkıntımız varsa, elbet çözümü de vardır, sadece yeterince saçmalamamışızdır henüz!!!

Gerçekleştirilemeyen bir fikirse, akla gelen herşey yapılabilir. Yapamıyorsanız, yeterince saçmalamamışsınızdır!
Piyasa koşulları, çevre baskısı, imkan yetersizliği... bahanelere rağmen yaratıcı bir perspektiften bakmamış, mantığın kalıpları arasında kalmışsınız demektir.
Oysa akrepler de burada saçmalasa, belki ateşten toprağı kazarak kurtulacaklar, belki sıçramayı başaracaklar... ama hemen burada da mantık ne diyor? Ateş toprağı kavurur, sıçrarken yanarlar yine ölürler... 3. bir yol gerçekten yok mu?
Çözümler mantıklarımızı yıktığımız, saçmaladığımız alanlarda saklı, görmek lazım ve denemek! (Saçmalamak üzerine yazılarım için buraya tıklayabilirsiniz)
Basit bir örnek vereyim mi? Kazandığım son referanslardan birinde görüştüğüm firma ve projelerinin paydaşları sıkışıp kalmıştı bir noktada ve akla yatkın her yolu da denemişlerdi, olmuyordu. Rafa kaldırmaya kararlılardı!
Farklı bir perspektiften baktık ve 3 ayrı çözüm yolları olduğunu fark ettiler. Ateşle çevrili olup da öldürmediler kendilerini, 3 milyon kişinin işini ve hayatını etkileyecek projelerini rafa kaldırmadılar, CAN'ını ortaya çıkardılar.
Ya siz?
Gerçekten her yanınız ateşle mi çevrili? Evet ise yeni soru: ateşe rağmen yol yaratamaz mısınız?
10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'ne denk geldi :)

14 Ağustos 2012 Salı

Hamamböceğiyle Vakfın Kesiştiği Yerde Uymak ya da Uygulamak


Geçen gün zor durumda olan bir organizasyonun güçlenmesi için, Genel Müdür ve 3 yöneticisiyle beyin fırtınası yaptık.
Sektörel pozisyonları güçlü ama likit sıkıntısı hat safhadaydı.
Bazı projeler daha raftayken ölüyordu, çünkü kurucu sermayedarlarının ana PR (bilinirlik) politikasına uymak zorunluydu ve o çok hantaldı.
Zaten piyasada para çok durgun seyrediyor, fon yaratımı çok zorlaşmış.
Bunları asan bazı fikirler geliştirirken ise bu sefer de dahil olunan bazı kanunların kısıtında kalınıyor.
Etrafınız bu kadar kırmızı hat ile çevriliyse ne yapacaksınız? Elinizi kolunuzu bağlayıp, elden bir şey gelmiyor deme lüksünüz de yok.
En eğlendiğim şeyin zamanıydı, çözüm yaratmak.
Bu kadar kısıtlı ortamda yapılması gereken, fırtınanın göbeğine (şeytanın gözü diye de geçer) gitmekti.
Kısıtlar nerede? Organizasyona fon sağlayan müstakbel sponsorlara erişilememesi.
Konuyla ilgili zihin haritası çıkardığımızda ise bazı çözümler göz kırptı bize.
O halde sponsorlara 2. dereceden dolayla erişme imkanlarını sorguladık. Yani herhangi birinin herhangi bir işini satmak için networkunu, iş ağını; güçlü şekilde kullanmasını düşünün, bunu milyon liralara ve büyük kurumlara çevirin. Çok niş bir noktada oldukları ve bazı şeylerin de gizli kalması için detay vermiyorum, ama anlattıklarımı tasavvur etmek için bu bile yeterlidir.
İlginç bir kişisel-profesyonel çıta izleyecekler.
Başta çok saçma geldi, dolayısıyla bunun daha güzel sonuçlar doğuracağından emin oldum böylece ve bu yönde koçluk yaptım ben de ekibe.
Devamı?
Sorunlarına klasik değil, sıradışı bir çözüm rotası kurguladık ve kısa zamanda fon yaratabilecek imkanlar çıktı ortaya.

Bu durum, hamamböceği korkumu yendiğim kendime koçluk sürecimi hatırlattı.
Görüştüğüm uzmanlar ve psikologlar ya hamamböceğinin üzerine gitmemi ya da hamamböceğinden korkan Mustafa’yı kabul etmemi ve bu sorunu dürtmememi öğütlüyordu.
Ama kabul ediş, kontrol manyağı birisi olduğumdan, yapamadığım bir şeydi.
Hamamböceklerini öldürmek gibi faaliyetler ise, korkudan kilitlendiğim için yine yapamadığım bir şeydi bu da.
Bu kadar kısıtlıysam, yoktan çözüm var etmeliydim. Aklıma hamamböceğinden korkarken şekillenen beyin tepkilerimin, başka ne zamanlarda da canlandığını tespit etme yolu geldi. Başımın nerelerinde hareketlenme hissediyorum, aklımdan hangi düşünceler geçiyor vs…
Aldığım bir önerinin de ışığında, kontrol manyaklığı çıktı karşıma!!!
Ne komik, sorunumun çözümü için yapılan önerilerden biri ve sorunumun muadili aynı şey!
Ben de böceklerden bağımsız olarak bu konuda çalıştım ve çok yol kaydettim böcekler konusunda. Sanırım elimde gezdirdiğim hamamböcekleri, bunun ispatı olmuştu bana.

Peki ya siz?
Kısıtlar sebebiyle uyamadığınız bazı koşulları, uygulama farklılıkları sayesinde aşmayı denediniz mi?
Bu konuda kendinize koçluk yapabilir veya bir koçtan destek alabilirsiniz.
Naçizane önerim, kendi başınıza denemeniz. Çünkü sorun ne kadar derinse, çözümün de sizden filizleneceği o kadar aşikar. O halde bir dürtün kendinizi, çözümlerinizi arayın. Tek başınıza etkili perspektifler doğuramazsanız, o vakit birlikte çalışabilir ve harikalar yaratabiliriz.