kendine koçluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendine koçluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2013 Salı

Pipiden Mutluluğa

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni lakırdılar değil mi?
Bir önceki "Yeni yıl"dan da bir şeyler dilemiştik, oysa ne yaptık bu dilekler için?
Huzur dilemişsinizdir mesela, peki ya huzurunuzu artırmak için rahatlama tekniklerine baktık mı? İnancınız ne ise onu yoğunlaştırdınız mı? Namazdan meditasyona, birkaç saat yürümekten bir dostlar sofrasında sabahlamaya...
Mutluluk dileriz, adettendir. Mutluluğunuzu artırmak için ne yaptınız? Neyle mutlu olduğunuzu öğrendiniz mi mesela? Neler sizi mutlu eder, kimlerin yanında çok mutlu hissediyorsunuz, ne yaparken cıvıl cıvılsınız? En önemlisi, az ya da çok olsun, mutluluğunuzu kimlerle paylaştığınızı fark ettiniz mi?
Başarı, aşk, kariyer vs... Ne yaptınız bunlar için?
Bunu düşündüm gün boyu.
Ben ne yaptım diye...
Şükür, hedeflerimin birçoğunu yapmışım, hatta öngördüğümden bile iyi durumda hissediyorum kendimi, 2012'nin tüm zorluklarına rağmen.
Ama bunun sırrı ne, bunu araştırdım azcık da.
Farklı bakmak çıktı sonuç! Olaylara, konulara, kişilere, durumlara...
Mesela bu yıl arkadaşlarıma en sık bahsettiğim şey "saçmalamanın faydaları" idi. Sıradışı çözümlere yönelik yeni teknikler geliştirdim vs...
Sonra en hoşuma giden bakış açım, disiplin hukukundan sıyrılıp ödül hukukuna kaymak oldu. Bunu geliştireceğime söz veriyorum!
2012 almanakı gibi birşey yazmayacağım, zaten şu an doğaçlama yazıyorum, bir hazırlığım yok.
Sadece artık farklı bakmamızın zamanı gelmedi mi diye sormak istedim dostlar!
Az önce haberlere bakıyordum, Taksim'deki tacizciler yakalanmış. Etek altı görüntüleri çekiliyormuş.
Hani haberin, sapıklığın falan altını karıştırmayacağım, ayrı hikaye.
Ama bir yorum oldu, beni düşündürdü; "Meclis mini eteği yasaklasın, sapıklık da sona ersin"
Pipisine hakim olamayan birini olumluya teşvik etmek yerine, dilediği gibi giyinme hakkı olan birine engel koymak...
Toplumun bugünkü halinden memnun değilsek, dünden geliyor bu, dünün bakış açılarından...
Ha bu adamdan ötürü önerilen şey, ha bir çocuğa muamele...
Siz babanızın yanında bacak bacak üstüne dahi oturamazken şimdinin veletleri gayet hareketli diye sus-pus'larla oturtup, hırpalayıp sessizleştirmek... Onun canlılığına saygı gerekli.
Sevgilisini kıskandığı için dışarı çıkmasını yasaklamak... Kendine güven gerekli.
Gece altını ıslattığı için 6-7 yaşlarındaki çocuğu korkutmak, hatta (güya hafif) şiddet uygulamak... Korkusunu anlayıp çözmeye yönelik babacan-anaç sohbet gerekli.
İstenmeyen gebelikleri çözmek için kürtajı yasaklamak gibi bu bakış. Oysa korunma yollarına dair bilinçlendirme yapılabilir.

Sosyal, politik, ilişkiler üzerine, ananevi 50 milyon örnek çıkarabiliriz bu şekilde.
Siz ya?
Hoşunuza gitmeyen şeyleri yasaklarla, sınırlarla örselemek yerine, olumluya teşvik edecek misiniz hem kendinizi önce kendinizi sadece kendinizi?

Koçluk süreçlerinde ödevler olur sık sık. Bazen danışan tespit eder, bazen koç kurgular bu ödevleri.
Size yeni yılda üç aşamalı bir ödev vermek istiyorum;

  • Rahatsız olduğunuz, değiştirmek istediğiniz durumların listesini yapın,
  • Bunları değiştirmek için neler yapabileceğinizi tasarlayın
  • Ve en önemli üçüncü madde; YAPIN; EYLEME GEÇİN!!!

Yeni yılınız mutluluğunuzla dolsun! :)

14 Ağustos 2012 Salı

Hamamböceğiyle Vakfın Kesiştiği Yerde Uymak ya da Uygulamak


Geçen gün zor durumda olan bir organizasyonun güçlenmesi için, Genel Müdür ve 3 yöneticisiyle beyin fırtınası yaptık.
Sektörel pozisyonları güçlü ama likit sıkıntısı hat safhadaydı.
Bazı projeler daha raftayken ölüyordu, çünkü kurucu sermayedarlarının ana PR (bilinirlik) politikasına uymak zorunluydu ve o çok hantaldı.
Zaten piyasada para çok durgun seyrediyor, fon yaratımı çok zorlaşmış.
Bunları asan bazı fikirler geliştirirken ise bu sefer de dahil olunan bazı kanunların kısıtında kalınıyor.
Etrafınız bu kadar kırmızı hat ile çevriliyse ne yapacaksınız? Elinizi kolunuzu bağlayıp, elden bir şey gelmiyor deme lüksünüz de yok.
En eğlendiğim şeyin zamanıydı, çözüm yaratmak.
Bu kadar kısıtlı ortamda yapılması gereken, fırtınanın göbeğine (şeytanın gözü diye de geçer) gitmekti.
Kısıtlar nerede? Organizasyona fon sağlayan müstakbel sponsorlara erişilememesi.
Konuyla ilgili zihin haritası çıkardığımızda ise bazı çözümler göz kırptı bize.
O halde sponsorlara 2. dereceden dolayla erişme imkanlarını sorguladık. Yani herhangi birinin herhangi bir işini satmak için networkunu, iş ağını; güçlü şekilde kullanmasını düşünün, bunu milyon liralara ve büyük kurumlara çevirin. Çok niş bir noktada oldukları ve bazı şeylerin de gizli kalması için detay vermiyorum, ama anlattıklarımı tasavvur etmek için bu bile yeterlidir.
İlginç bir kişisel-profesyonel çıta izleyecekler.
Başta çok saçma geldi, dolayısıyla bunun daha güzel sonuçlar doğuracağından emin oldum böylece ve bu yönde koçluk yaptım ben de ekibe.
Devamı?
Sorunlarına klasik değil, sıradışı bir çözüm rotası kurguladık ve kısa zamanda fon yaratabilecek imkanlar çıktı ortaya.

Bu durum, hamamböceği korkumu yendiğim kendime koçluk sürecimi hatırlattı.
Görüştüğüm uzmanlar ve psikologlar ya hamamböceğinin üzerine gitmemi ya da hamamböceğinden korkan Mustafa’yı kabul etmemi ve bu sorunu dürtmememi öğütlüyordu.
Ama kabul ediş, kontrol manyağı birisi olduğumdan, yapamadığım bir şeydi.
Hamamböceklerini öldürmek gibi faaliyetler ise, korkudan kilitlendiğim için yine yapamadığım bir şeydi bu da.
Bu kadar kısıtlıysam, yoktan çözüm var etmeliydim. Aklıma hamamböceğinden korkarken şekillenen beyin tepkilerimin, başka ne zamanlarda da canlandığını tespit etme yolu geldi. Başımın nerelerinde hareketlenme hissediyorum, aklımdan hangi düşünceler geçiyor vs…
Aldığım bir önerinin de ışığında, kontrol manyaklığı çıktı karşıma!!!
Ne komik, sorunumun çözümü için yapılan önerilerden biri ve sorunumun muadili aynı şey!
Ben de böceklerden bağımsız olarak bu konuda çalıştım ve çok yol kaydettim böcekler konusunda. Sanırım elimde gezdirdiğim hamamböcekleri, bunun ispatı olmuştu bana.

Peki ya siz?
Kısıtlar sebebiyle uyamadığınız bazı koşulları, uygulama farklılıkları sayesinde aşmayı denediniz mi?
Bu konuda kendinize koçluk yapabilir veya bir koçtan destek alabilirsiniz.
Naçizane önerim, kendi başınıza denemeniz. Çünkü sorun ne kadar derinse, çözümün de sizden filizleneceği o kadar aşikar. O halde bir dürtün kendinizi, çözümlerinizi arayın. Tek başınıza etkili perspektifler doğuramazsanız, o vakit birlikte çalışabilir ve harikalar yaratabiliriz.

3 Ağustos 2012 Cuma

Kaç Lirasınız?


Birkaç uyuz sorum olacak.
Mesela dilediğimiz gibi bir hayat mı yaşıyoruz? Oranlasaydınız, şu anki hayatınızın hayallerinize yakınlığını, 10 üzerinden kaç verirdiniz?
Çok benzeyen bir soru kaç zamandır blogumda duruyor ve sağda sonucu görüyorsunuz…
Bu tablonun üzerine kişisel gelişimciler diyor değil mi, “aslında hayalinizi yaşıyorsunuz, değerlerinizi yaşıyorsunuz”...
Peki nasıl?
Burada konudan azıcık sıyrılalım ve suna bakalım. İlla kontrol mühendisi olmak gerekmiyor, bir şeyin “uygundur” veya “uygun değildir” diye etiketlenebilmesi için bazı parametrelere ihtiyacımız var değil mi? Ve bu parametrelerin değerleri, istenen aralıkta olmalı ki “uygun” diyebilelim.
Peki simdi yeniden kendi hayatınıza bakın lütfen, değerlerinizi biliyor musunuz?
“İyilik, güzellik, dürüstlük, doğruluk…” gibi yapmacık cevapların ötesinde bir evet çıkıyorsa ağzınızdan yeni soru, değerlerinizi yaşıyor musunuz?
Hayatta kural basit değil mi? Ya yaşamının kurallarını sen koyarsın ya da yaşam kafasına göre sana kurallar getirir.
Değerler de böyle, ya kendi değerlerimizi yaşarız ya da acı gerçek; serseri mayın gibiyizdir…

Şimdi kendinize bir dakika ayırmanızı istiyorum; değerleriniz neler? Bu iki günlük hayatı ne demeye yaşıyorsunuz? Bu değerlerinizi hayatınızın hangi saflarında deneyimleme imkanınız oluyor?

Mesela değerlerimden 3 tanesini paylaşayım sizinle; sıradışılık, zeka parıltısı ve işlevsellik.
Bunları gönlümü adadığım işimde, koçluk yaparken deneyimleme imkanım oluyor, beyin ve zeka gelişimi üzerine çalışıyorum sıklıkla. Öyle vakalar üzerine gidiyorum ki, tanık olanlar hayran kalabiliyor. Tasarladığım koçluk projeleri genelde sıradışı kabul ediliyor ve devasa bilgi yığınımı işlevselliğe dönştürmemi sağlıyor (bu konuda web sitemde logom olan nohutun işlevlerine bakabilirsiniz).

Peki ya siz?
Cevaplarınızı benimle paylaşırsanız sevinirim. Adres belli; cozum@mustep.com

Kapatırken bir sır vereyim mi; değer çalışmaları, geniş spektrumlu antibiyotikler gibidir. Birçok psikolojik rahatsızlığa iyi gelirler.

31 Ocak 2012 Salı

Hallederiz Kadir

"Tercihler arasında bir seçilmiş olan, yürürlüğe girecek olan"
Karar kelimesi için Ekşisözlük'te bir yorum böyle.
"çoğu ucuza alındığı için kullanamadan elde patlar..." ise başka yorum.
Bir konu hakkında düşünülerek verilen kesin yargı diyor TDK.
Düşünmemiz gerek, o karara varışımızı nedenlendirmemiz gerek. Kişisel hayatımız için de böyle, girişimciliğimiz için de. Neden %40 ortaklık istiyor yatırımcınız, neden siz %10a niyetlisiniz, neden %25'te anlaşıyorsunuz?
Kervan yolda düzülse bile, illa yolda düzme lüksümüz yok, ayrıca niye her şeyi sürece bırakalım?
Karar demişken, bir de karar değiştirmek var değil mi?
Daha adım atmadan kırk kez revize edilen kararlar can sıkmıyor mu?
Adım atıp, sonrasında gözden geçirmeye, yenilemeye ne dersiniz?
Kararın altını sorgularken koçluk soruları sorabilirsiniz kendinize, partnerlerinize.
Gün gelince Kadir de halledemeyebilir. O yüzden önlem alın, Kadir ne yapabilir, nasıl halledebilir, neden vaktinde böyle karar almış ve adım atmıştı...

29 Ocak 2012 Pazar

Motivatörümüz Stres Olsa

"İç ve dış uyaranlara verilen tepkidir."
Stres için Wikipedia'nın yorumu böyle. Peki bu uyaranlar veya tepkiler, değiştirilemez mi? Hep bir gergi, gerginlik mi olmak zorunda?
Eğer stres yapıcı şeyleri değiştiremiyorsak, tepkimizi değiştiremez miyiz? Her stres yapıcı uyarıcıya uyarak, stres mi yapmalıyız?
Konuştuğum neredeyse herkes, bu yönde bir güdüde (maalesef). Çünkü bunları değiştirememek, tembel zihnimizin işine geliyor, bizi ek işlerden kurtarıyor, sıkıntılarımızın sorumluluklarını kadere atmamıza izin veriyor...
Düşünün, stressiz hayat, hayal bile edemiyoruz, değil mi? Hatta stressiz hayatların asla olamayacağına, olsa bile aşırı durağan ve başarısız olacağına dair inançlarımız var.
İlla stres istiyorsak hayatımızda, bunu faydaya çevirmeye ne dersiniz peki?
Aynı erkekten hoşlandığı için daha bir güdülenen genç kızımızın, erkeği daha önce elde etmeye çalışması, amaçlanmış bir stres örneği olabilir mi? Veya stres ile çalışan sistemlere baksak nasıl olur: oku fırlatan yay, kanı pompalayan kalp misali...
Öyle ki bilinçli yaşayan bir stres duygusu, mevcut durumdan yeni bir çıktı elde etmemizi bile sağlayabilir, çünkü stres ile salgılanan hormonlar, pratik ve yeni çözümler edinmemizi sağlar.
Kendimizi daha iyi tanısak, karşılaştığımız olaylara bakışımızı geliştirsek ve bunu faydaya, yeniliğe çevirsek, nasıl olur?
Kendine koçluk araçlarıyla donattığım Yenilikçi Stres Yönetimi eğitimimi revize ediyordum, paylaşmak istedim.