At yetiştiricisi, böcek terbiyecisi, kaplumbağa terapisti, didgeridoo üfleyicisi, kılıç sanatçısı, kriz çözücü ve insan
yenilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yenilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ekim 2012 Çarşamba
Akrebin Depresyon Morfini
Biliyorsunuzdur belki, akrepler ateşle çevrelenirse, kendilerini sokarak ölürlermiş...
Ateşte yanmamak için erkenden ölmek, nasıl olsa çıkış yolu da yok...
Bir arkadaşla konuşurken, Yahya'dan bahsederken konusu açılmıştı bu davranışlarının. Yahya, evimdeki misafirim, yetişkin bir akrep. Kendisiyle iletişim, stres ve özel hayat üzerine bazı çalışmalar yapıyorum.
Konu neden bir akrep beslediğim ya da bu çalışmaları yaptığım değil, akrebin az önce bahsettiğim gıcık özelliği olacak. Çünkü sadece akreplerde değil bu, bir çok depresif kişi, kurum, girişim ve projede de görüyorum.
Düşünün bir sıkıntı ile karşılaşıyorsunuz; çözmeye çalışıyorsunuz, olmuyor. Tekrar deniyorsunuz, olmuyor, tekrar deniyorsunuz Allah'ın hakkı üçtür diye ve yine olmuyor...
N'apıyorsunuz? En sık karşılaştığım cevap, projeyi rafa kaldırmak, durumu rafa kaldırmak, boyun eğmek kısaca...
Eğer rafa kaldırıp da yolunuza devam edemeyeceğiniz kadar kilit bir konumu varsa ne yapıyorsunuz?
Ağırlıkla kendinizi de rafa kaldırıyor, yaşamdan çekilebiliyorsunuz!
Neden peki?
Mistik yaratıklar, garip hayvanlar akrepler bile çözüm bulamazsa öldürüyor kendilerini...
Bence bu, akrebe dem vurarak kendini morfinlemek...
En sık kullandığım cümlelerden; "Dağına göre kar yağarmış"
Yani öyle bir sıkıntımız varsa, elbet çözümü de vardır, sadece yeterince saçmalamamışızdır henüz!!!
Gerçekleştirilemeyen bir fikirse, akla gelen herşey yapılabilir. Yapamıyorsanız, yeterince saçmalamamışsınızdır!
Piyasa koşulları, çevre baskısı, imkan yetersizliği... bahanelere rağmen yaratıcı bir perspektiften bakmamış, mantığın kalıpları arasında kalmışsınız demektir.
Oysa akrepler de burada saçmalasa, belki ateşten toprağı kazarak kurtulacaklar, belki sıçramayı başaracaklar... ama hemen burada da mantık ne diyor? Ateş toprağı kavurur, sıçrarken yanarlar yine ölürler... 3. bir yol gerçekten yok mu?
Çözümler mantıklarımızı yıktığımız, saçmaladığımız alanlarda saklı, görmek lazım ve denemek! (Saçmalamak üzerine yazılarım için buraya tıklayabilirsiniz)
Basit bir örnek vereyim mi? Kazandığım son referanslardan birinde görüştüğüm firma ve projelerinin paydaşları sıkışıp kalmıştı bir noktada ve akla yatkın her yolu da denemişlerdi, olmuyordu. Rafa kaldırmaya kararlılardı!
Farklı bir perspektiften baktık ve 3 ayrı çözüm yolları olduğunu fark ettiler. Ateşle çevrili olup da öldürmediler kendilerini, 3 milyon kişinin işini ve hayatını etkileyecek projelerini rafa kaldırmadılar, CAN'ını ortaya çıkardılar.
Ya siz?
Gerçekten her yanınız ateşle mi çevrili? Evet ise yeni soru: ateşe rağmen yol yaratamaz mısınız?
10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'ne denk geldi :)
Etiketler:
çözüm,
çözüm yaratmak,
depresyon,
dünya ruh sağlığı günü,
farklı perspektif,
morfin,
ruh sağlığı,
saçmalamak,
saçmalık,
sıradışı çözümler,
yaratıcılık,
yaşam koçluğu,
yenilik
29 Temmuz 2010 Perşembe
Hotmail'in yeni logosundan depresyonumun çözümüne

Yenilikleri hep sevmişimdir:) Bugün tam da son yenilik gözlemlerimi yazacaktım ki, konu azıcık değişti.
Öncelikle, reklama gireceğini sanmıyorum ama gönül bağım olan Garanti Bankası'nın web sitesindeki arayüzünü değiştirmesine sevinmiştim. Eskisi de kötü değildi, ama bu daha da iyi olmuş, dileyen baksın:) Markacılık, kurumsallık, vs gibi konularda, üstelik de bu "canlı yeşil" projelerinden beridir hastalarıyım kendilerinin:)
Bugün yepyeni birşey fark ettim; hotmail, bizim kendini beğenmiş, kütük kılıklı hotmail, arayüzünü yenilemiş, logosunu mogosunu... Hareketlenmişler bunlar da.
Garip yeni ikonlar koymuşlar, tuş imkanları vs...
Az önce bunu birisiyle konuşurken "bak, ne kadar cici olmuş" derken, benimle dalga geçti, onun için önemsizdi bu. Oysa ben bundan keyif almıştım. Hotmail buna çoooook geç girdi bence, ancak yine de neresinden kurtarsa kardır:)
Kaçımız Halkbank'ın kendisini yenilediğini biliyor? Kaçımız Vakıflar Bankası'nın logosu ve vizyonu başta olmak üzere tüm altyapısını değiştirdiğini görüyor?
Başarılılar ya da değiller, ancak farklılıkları fark etmediğimiz sürece biz sadece en sonda beliren sonuca bakıyoruz.Ki sonuç olumluysa, genellikle ya çığlıklar eşliğinde sevinç gösterisi yapıyoruz, hele ki olumsuz bir sonuçsa, "nereden geldi bu başımıza" diye hayıflanıyoruz, sanki bir anda olmuş gibi bir anda gitsin diyip, hap çözümler aramıyor muyuz?
Oysa ki sürece daha farkında baksak, keyfimiz de yayılmış olur, sorunları da çözebiliriz:)
Haha, nasıl da ahkam kesiyorum şimdi. Oysa 1 haftadır depresyon gibi birşeye girmiştim:) Atınca üstümden, çok rahatladım:)
Belki bir ara çözüm sürecimi anlatırım, ancak özetlersem; olası sonucu süreçte öngörebilmek:) Bunun için temel ihtiyacım da farkındalığımı daha da verimli hale getirmek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)